Güncel

Yarım Asırdır Bu Sanatı Aralıksız Olarak Devam Ettiriyor

​Ustasından emanet olarak aldığı dikiş makinesi ve bir top kumaş ile terzi dükkânı açan Halit Demir, yaklaşık yarım asırdır iğne ipliği elinden düşürmeyerek, mesleğini ilk günkü aşkla sürdürdüğünü söyledi.

​Ustasından emanet olarak aldığı dikiş makinesi ve bir top kumaş ile terzi dükkânı açan Halit Demir, yaklaşık yarım asırdır iğne ipliği elinden düşürmeyerek, mesleğini ilk günkü aşkla sürdürdüğünü söyledi.
 

Gaziantep’te ikamet eden Halit Demir (59), henüz 9 yaşında başladığı terzilik mesleğini yarım asırdır sürdürüyor. Okulu 4’üncü sınıfta bırakmak zorunda kalan ve bir terzi ustasının yanında terzilik mesleğine çırak olarak başlayan Demir, günümüzde herkes hazır giyime yönelse de hâlen eski alışkanlıklarını sürdüren müşterilerine takım elbise dikmeye devam ediyor.

1971’ten bu yana terzilik mesleğiyle uğraşan Demir, 1982 yılında kendi iş yerini açtığını ve dükkanını açtığında kendisinin ifadesiyle cebinde bir kuruşu bile olmadığını, ustasından emanet olarak aldığı bir dikiş makinesi ve top kumaş ile açtığı dükkanında 32 yıldır aynı dikiş makinesi ve ütüyle müşterilerine hizmet veriyor.

Küçük yaştan itibaren başladığı terzilik mesleğinde bir süre çırak olarak çalıştıktan sonra kendi iş yerini açan ve yıllardır sadık müşterilerine takım elbise diktiğini belirten Demir, terziliğe başlama hikayesini ve mesleğinin inceliğini İLKHA’ya anlattı.

Terzilik mesleğini yaklaşık yarım asırdır sürdüren ve “Tekrar dünyaya gelsem yine terzilik yaparım” diyen Demir, “1971 yılında ilkokul 4’üncü sınıftan sonra bu mesleğe başladım. 1981 yılına kadar çırak olarak çalıştım. 1982 yılında kendi iş yerimi açtım. 1982 yılından bu yana da esnaflık yapıyorum. Allah’a şükürler olsun mesleğimden hiç şikâyetçi değilim ve hayatımdan da memnunum. Yaptığımız meslek güzel bir meslek olduğu için bu meslek güzel sanatlara giriyor. Onun için mesleğimi seviyorum.”dedi.

“Müşteri ‘eline sağlık’ dediği zaman dünya benim oluyor”

Demir, “Terzi olduğum için hep insanlarla iç içeyim. Burada hep iyi insanlarla karşılaşırız. O yüzden bir sanatkâr olarak ben mesleğimle iftihar ediyorum. İnsanlar güzel giyinsin diye takım elbise ve pantolon dikiyoruz. Bir işi yaptığımız zaman müşteri ‘eline sağlık’ dediği zaman dünya benim oluyor. Para ikinci planda kalır. Bundan dolayı da mesleğimden memnunum. Eskiden benim yanımda 5-6 eleman çalışırdı. Şu anda tek çalışıyorum.”ifadelerini kullandı.

“Bu meslekte sabır olmazsa olmaz”

Terzilik mesleğinin tamamen emeğe dayalı olduğunu ifade eden Demir, “Terzilik, takım elbise dikmek hata istemeyen bir sanattır. Bu meslek sabır isteyen bir meslektir. Bu meslekte sabırsız olursan işinin tadını alamazsın. Ama bir usta olarak kumaşa bir model verdiğimizde mutlu oluyoruz. Usta kişi yaptığı işi öncelikle kendisi beğenecek. Ustanın beğenmediği işi müşteri hiç beğenmez. Müşterimi memnun ettiğim zaman dünya benim oluyor. Takım elbise dikmek meziyetlidir. Bir takım elbise 3-4 günümü alıyor. Bu meslekte sabır olmazsa olmaz.” şeklinde konuştu.

Mesleğinde yaklaşık yarım asrı geride bıraktığını söyleyen Demir, terzilik mesleği ile 5 çocuk büyüttüğünü söyleyerek, “Allah’a şükürler olsun. 3 çocuğumu bu meslek ile evlendirdim. Diğer iki çocuğum da üniversiteye hazırlık yapıyorlar. Onları da belli bir yere getirdiğim zaman daha bir mutlu olurum ne mutlu bana, başka bir şeyde istemem.”diye konuştu.

Terzilik alanında çalıştıracak eleman bulmakta çok zorluk çektiklerini belirten Demir, şunları söyledi: “Şu anda okula giden bir çocuğum var. Okul dışında yanıma geliyor. Benim yanımda bazı tamir işlerini yapıyor. Ben bununla bile iftihar ediyorum. Ben olsam da olmasam da yerimi aratmıyor. Bu mesleği öğrensin. Ama yapmak istemiyorsa yine yapmasın. Keşke her dükkânda böyle bir-iki eleman yetişse, hiç olmazsa mesleğimiz ayakta kalmış olur.”

Hazır giyim sektörünün yaygınlaşmasıyla işlerinde düşüş olduğunu belirten Demir, “Zaten bugün fason olarak çalışan bir kişinin temeli terzidir. Eğer bu makineye oturmasını bilmezse bu mesleği yapamaz. Şimdi her şey teknoloji olmuş. Ama biz burada her şeyi kendimiz yapıyoruz. Bize bir kumaş geldiği zaman şekil olarak her şeyini biz hazırlıyoruz. Diktiğim elbise güzel olursa dünya benim oluyor. Çünkü emek veriyorum. Bizim bu meslek bir nevi güzel sanatlara da giriyor. Müşteri memnun olduğu zaman paranın bizim yanımızda bir değeri kalmıyor. Bundan dolayı tatlı bir mesleğimiz var.”

“Yarım asırdır iğne iplik elimden düşmedi”

Mesleğimi severek yaptığını belirten Demir, “Ben bu meslekte yarım asra yaklaştım. Yarım asırdır iğne iplik elimden düşmedi. Benim ütüm demir taştır. Arızasını ben kendim yaparım, tamire göndermem. Allah can, beden sağlığı verdiği müddetçe ben bu mesleğe devam ederim. Eskiden iş bizden korkardı. Şimdi biz işten korkmaya başladık. Çünkü artık yaşımız ilerledi. Bizde acele bir iş olmaz. Çünkü bizim mesleğimiz sabır istiyor. Bize sipariş verildiği zaman müşterinin telefonunu alıyoruz ve siparişi hazır olduğu zaman işi teslim ediyoruz. Biz takım elbise diktiğimiz için öyle bir-iki günde siparişi veremeyiz. Bir takım elbiseyi 3-4 günde hazırlıyoruz.”diye konuştu.

“Altın bilezik” olarak nitelendirilen terziliğin çok güzel bir meslek olduğunu ifade eden Demir, eskiden  hazır elbiseden çok takım elbiseye ilginin olduğunu belirterek, “Eskiye oranla emek işi düştü. Eskiden emek daha çoktu. Makine belli yerlere girerdi. Ama şimdi yüzde elli emek işi düştü. Şu an eski işçilik arasındaki ile şimdiki işçilik arasında dağlar kadar fark var. Bazı yerlerde tabi bizde teknolojiye uymak zorundayız. Eskisi gibi yapsak hem iş uzar hem maliyet yüksek olur. Bunu herkes karşılayamaz.”diye belirtti.

İLKHA

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı