Biyografi

Sahabe Amr Bin Haris Bin Ebi Dirar Kimdir ?

Amr Bin Haris Bin Ebi Dirar Doğum Tarihi ile ilgili Herhangi bir bilgiye malesef rastlayamadık: Müreysi de doğduğu kaynaklarda geçmektedir. Kabile Neseb ve Soyu : Amr bin Hâris bin Ebî Dırar bin Aiz bin Mâlik bin Huzeyme el-Mustalıki olup asılları Huzeymeden sonra Huzeyme bin Sa’d bin Kâ’b İbn-i Amr el-Huzâ-i el-Mustaliki’dir.

Baba Adı : Hâris bin Ebî Dırar.

Anne Adı : Bilgi yok.

Doğum Tarihi ve Yeri : Müreysi de doğdu. Tarih yok.

Ölüm Tarihi ve Yeri : Hicri 50. Miladi 670. yılda vefât etti.

Fiziki Yapısı : Bilgi yok.

Eşleri : Bilgi yok.

Oğulları : Bilgi yok.

Kızları : Bilgi yok.

Gavzeler : Mekke fethi, Huneyn, Tebuk gibi savaşlar.

Muhacir mi Ensar mı : Kendi yurdundan Medine’ye yerleşmiştir.

Rivayet Ettiği Hadis Sayısı : Rivayeti var, sayısı belli değildir.

Sahabeden Kim ile Kardeşti : Bilgi yok.

Kabile Neseb ve Soyu : Amr bin Hâris bin Ebî Dırar bin Aiz bin Mâlik bin Huzeyme el-Mustalıki olup asılları Huzeymeden sonra Huzeyme bin Sa’d bin Kâ’b İbn-i Amr el-Huzâ-i el-Mustaliki’dir.

Lakap ve Künyesi : Amr bin Hâris el-Mustaliki.

Kimlerle Akraba idi : Mü’minlerin annesi Hz.Cüveyriye’nin ve Abdullah bin Hâris’ın kardeşleridir. 

 
 

 

Amr Bin Haris Bin Ebi Dirar Hayatı 

Ümmühat’ı Mü’mininden olan Hz.Cüveyriye (r.a)’nın kardeşlerinden- dir. Bunlar büyük Amr, küçük Amr, ve Abdullah olmak üzere üç kardeştir-ler. Resûlullâh (s.a.v)’in kayınbiraderi olan Amr bin Hâris’in doğum tarihi bilinmemekle birlikte Hicri 50, Miladi 670. yılın da vefât etmiştir. Amr bin Hâris’ın babası Hâris bin Ebî Dırar Benî Mustalık Oğulları’nın reisi idi.

Amr bin Hâris’in neseb silsilesi: Amr bin Hâris, bin Ebî Dırar bin Aiz, bin Mâlik, bin Huzeyme el-Mustalıki olub asılları Huzeyme’den sonra Huzeyme bin Sa’d bin Kâ’b İbn-i Amr el-Huzâ-i el-Mustaliki’dir. Kız kardeşi (Zeyneb) Hz.Cüveyriye (r.a) Resûlullâh (s.a.v) ile Benî Mustalık Ğazvesi’nden sonra Müslüman olarak, evlenmiştir. Bu sebeb den dolayı kabilesinden esir olanlar da azad edilmiştir.

Bu durumu bilmeyen Hz.Cüveyriye’nin diğer kardeşi Abdullah bin Hâris kardeşini Beni Mustalik esirlerini kurtarmak için fidye-i necat ile Medine’ye geldiğinde Zevd adındaki kadın kölesini ki bu köle siyah idi. Yolun bir kenarına saklamıştı. Resûlullâh (s.a.v) ile esirleri kurtarma husu-sunda konuşurken, Resûlullâh (s.a.v), ona kölesinden ve sakladığı yerden bahsedince hemen îmâna geldi. Benî Mustalıklar’ın oturduğu Müreysi mevkiine gidib durumu diğer kardeşi Amr bin Hâris’e de anlatınca o da Medine’ye gelib İslâmiyeti kabul etti. 

 

 

Amr bin Haris’in Mekke fethine iştirak ettiği ve Huneyn Ğazvesi’nde bulunduğu tarihen sabittir. Ayrıca Tebük Ğazvesi’ne iştirak ettikten sonra Rasûlullâh (s.a.v) ile Vedâ Haccı’na katılmıştır. Zaman zaman Medine’ye gelib kızkardeşini ziyaret ettiğinden Resûlullâh (s.a.v)’den pek az hadis işitmiş ve az hadis rivâyet etmiştir.

Hz.Ebû Bekr (r.a), devrinde Amr bin Hâris (r.a) mürtedlerle yapılan savaşlara iştirakini görmekteyiz. Ancak, Hz.Ömer (r.a) devrindeki faali-yetleri hakkında bir kayıt bulunmamaktadır. Bu arada kendisinden rivâyet edilen bir hadisi şerifte: Resûlullâh (s.a.v), vefât ettiğinde, bindiği beyaz katırından silâhın-dan ve yolculara sadaka olarak vakfettiği araziden başka altın, gümüş, köle ve câriye bırakmadı!”demiştir.

Amr bin Hâris (r.a), Hz.Ömer devrinde ara sıra Medine’ye gelirdi. Bu gelişlerınden birinde şunları anlatmaktadır: Halife Hz.Ömer’in İran fethiyle vazifelendirdiği kumandanlardan biri de Sâriye bin Zenim’di. Ömer (r.a), onu, Fesa ve civarının fethiyle vazife-lendirmişti. Sariye, Hicretin 23. yılında (Miladi 643) düşman karargâhına yakın bir yerde karargâh kurdu. Bir müddet sonra da savaşa tutuştular. Düşman kuvvetleri yardım almış. Böylece büyük bir kuvvet teşkil etmişti. Neredeyse Müslümanları kuşatmak üzereydiler. Bunu yaptıkları takdirde mücahidler zor durumda kalabilirlerdi.

Bütün bunlar olurken, Medine’de Müslümanlar Cuma namazı için camiye gelmişlerdi. Hz.Ömer (r.a), minbere çıkmış, hutbe okuyordu. Mücahidlerin mağlub edilmesine rızâ göstermeyen Cenâb-ı Hak, bir aylık mesafedeki harb meydanını olduğu gibi Hz.Ömer’in gözü önüne getirdi. Hz.Ömer (televizyon ekranından) bakar gibi, İslâm ordusunun içinde bulunduğu tehlikeyi gördü ve şöyle seslendi: Yâ Sâriye! El-Cebel, el-cebel, dağa, dağa, çobanlığı kurda bırakan kimse zulmeder!”Konuşma arasında birdenbire böyle seslenmesine bir mânâ veremeyen cemaat, birbirlerinin yüzlerine bakmaya başladılar. Halife Hz.Ömer hiçbir şey olmamış gibi hutbeye devam etti. Nihayet hutbeyi bitirdi, sonra da namaz kıldılar. Orada bulunanların şaşkınlığı hâlâ devam ediyordu. 

Namazdan sonra Hz.Ali, Halife Hz.Ömer (r.a)’ın yanına gitti ve şöyle dedi: Yâ Ömer, konuşmanız esnasında bir şeyler söylediniz. Yoksa kalbi-nize bir şey mi geldi?” Hz.Ömer bunun farkında değildi. Ne söyledim diye sordu. Hz.Ali (r.a): Yâ Sariye! Dağa, dağa! Çobanlığı kurda bırakan kimse zulmeder dediniz.

Hz.Ömer (r.a): Bunu, ben mi söyledim diye sordu.

 

Hz. Ali (r.a): Evet! Siz söylediniz. Bunu bütün cemaat da duydu

 

Hz.Ömer sonunda meseleyi hatırladı ve sebebini şöyle anlattı: O anda, İranlılar’ın kardeşlerimizi mağlup etmek üzere oldukları bana gösterildi. Onlar, dağın eteğindeydi. Düşmanlar tam üst taraflarına gelmişti. Dağa çekilseler ğalip, düşman dağı aşarsa mağlup olacaklarını ve bir çoğunun şehid edilebileceğini gördüm. İşte sizin işittiğiniz o sözleri o anda söylemiştim. Hz.Ali (r.a) ise, Vallâhi, Ömer doğru söylüyor. Bu zât bu sözünün altından kalkar. Allâh onun söylediklerini muhakkak doğru çıkarır dedi.

Bu hadise üzerinden bir ay gibi bir zaman geçmişti. Fetih müjdecisi Medine’ye geldi, Hz.Sâriye’nin fethettiği yerin müjdesini verdi. Halife Hz.Ömer’in seslenişi hatırlatınca da bunu şöyle anlattı: Bir Cuma günüydü. O sırada biz, dağı aşmak üzereydik. Bu arada Halife Hz.Ömer’in sesine benzer bir sesin:Yâ Sâriye! Dağa, dağa!”diye yankılandığını işittik.
Bunu üzerine sırtımızı dağa verdik. Düşman ordusunun tuzağına düşmedik. Sonunda Allâh bize fethi nasib etti. Amr bin Haris (r.a)’ın âilesi ve çocukları hakkında bir kayıt yoktur. Pek az hadis rivâyet etmiştir. Hicri 50. Miladi 670. yılda vefât etmiştir. Nerede vefât etmiştir o da bilinmemektedir.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı