Kültür

​Mankurt Nedir? Mankurt Nasıl Yapılır?

​Mankurt Nedir? Mankurt Nasıl Yapılır? Saçlarını kazıtarak mankurt yapılan insanlar neslini ve ailesini unutup onu mankurtlaştıranlara itaat ediyor.

Mankurt – Türk, Altay ve Kırgız efsanelerinde bahsedilen bilinçsiz köle. Mankurt haline getirilmek istenen kişinin başı kazınır, başına ıslak deve derisi sarılır ve böylece elleri kolları bağlı olarak Güneş altında bırakılır. Deve derisi kurudukça gerilir. Vikipedi 

Dünya tarihine ve edebiyatına yön veren çok zengin sözlü ve yazılı kültür unsurlarına sahip olan Türkler, göçler, savaşlar ve ticari ilişkiler neticesinde birçok kavimle etkileşim içinde
bulunmuşlardır. 
Bu etkileşim sonucunda henüz yazının bulunmadığı devirlerde zengin bir sözlü kültür halkın dilinde boydan boya, nesilden nesle aktarılarak günümüze kadar gelmiştir. Sözlü kültür ürünlerinden efsaneler ve destanlar ayrı bir öneme sahiptir. 
Destanlarda yer alan ağaç, ışık, kurt vb. gibi motifler destanların kilit noktalarını oluştururlar. Bu motiflerden kurt motifi, Türklerin yaradılışı ve soylarının devamını sağlamasıyla ilgili anlatılan efsanelerin varlığı dolayısıyla ayrı bir öneme sahiptir.
Çin kaynaklarına göre kurttan türeyiş efsanelerinden ilki hakkında şu hikâye rivayet edilir: Wu-Sun’ların batı sınırında küçük bir devlet varmış. Hun hükümdarı Wu-Sun kralına
taaruz etmiş ve Kun-mo’nun babası olan bu kralı öldürmüş. 
 

Kun-mo da o sıralar çok küçükmüş. 

Hun hükümdarı ona kıyamamış, onu sağ bırakmış. Çocuğun etrafında bir dişi kurt dolaşmaya başlamış. Kurt çocuğu emzirdikten sonra oradan uzaklaşmış. Bütün olan biteni gören Hun hükümdarı çocuğun kutsal bir yavru olduğunu anlamış ve çocuğu büyütüp Wu-sun kralı yapmış. Orta Asya’daki ilk kurt efsanesi bu şekilde ortaya çıkmıştır (Ögel, 2003: 14).

Türk kabilelerine genel ad olarak Kao-çi adını veren Çinliler. Kao-çilerin yani Türklerin kurttan türedikleriyle ilgili anlattıkları bir başka efsaneye göre, Kao-çi hakanının iki kızından
küçüğü kurt ile evlenir. Dolayısıyla Kao-çi halkı bu kurtla kızın çocuklarından türemiştir (Ögel, 2003: 17-18).

Göktürklerin kendi soylarına ait inanışlarıyla, devlet kurmadan önceki tarihlerini aydınlatıcı hususiyetler taşıyan iki destan bulunur. Biri “Bozkurt”, diğeri “Ergenekon” destanıdır. Bozkurt destanının esası, yok olma felaketine uğrayan Göktürk soyunun yeniden dirilip çoğalmasında bir bozkurdun anne kurt olarak vazife görmesidir (Banarlı, 1987: 24). 

Türkler Ergenekon’dan çıktıkları vakit Göktürklerin padişahı, kağan soyundan Börte Çene idi. Börte Çene, Moğolcada “bozkurt” demektir. Böylelikle kurt sembolü ve anne kurt aradan geçen
zamanın uzunluğuna rağmen unutulmamıştır (Banarlı, 1987: 26-27).

Göktürk çağında kurt bir totemden ziyade kutsal bir sembol halini almıştı. Göktürklerin kendi bayraklarının başına bir kurt heykeli koymalarının sebebi de bu idi. Kurt başlı sancaklar, Göktürk devletinin yıkılışından sonra da unutulmamış ve Çin imparatorlukları, mesela Türgeşler gibi Türk kavimlerine kağanlık unvanları verecekleri zaman kurt başlı bir bayrakla bir davul vermeyi de unutmamışlardı. Yakut masallarında ise kutsal ruhların 9 oğullarının hepsi de kurda benzetilirdi (Ögel, 2003: 40-41). 281 Samet AZAP

Kök-Börü, yani “Gök-kurt” büyük hükümdarların kudretini göstermek için kullanılan bir sıfat idi. Mesela Manas Destanı’nda Kırgızların Orta-Yüz reisi Kökçö’nün oğlu ile ManasHan’ın oğullarına, konuşma sırasında hep “Kök-Börü sultanım” denirdi. Manas’ın karısı Kanıkey Hatun da bir gece yatarken çok güzel bir rüya görmüştü. Rüyasının yorumu için şöyle demişlerdi: “Kök yal töböt börü” yani “bu çocuk gök yeleli korkunç bir kurt” gibi olacak (Ögel, 2003: 49). Gök yeleli kurt motifi Oğuz Kağan Destanı’nda Oğuz Kağan’a yol gösteren kutsal bir rehber olarak geçmektedir: “…gün doğarken Oğuz Kağan’ın çadırına güneş gibi bir ışık girdi. 

O ışıktan gök tüylü, gök yeleli bir erkek kurt çıktı. O kurt Oğuz Kağan’a söz söyledi dedi ki: “Ey Oğuz! Sen Urum üzerine atlanmak dileğindesin. Ben senin hizmetinde yürümek istiyorum.” dedi. Oğuz Kağan ve Ordusu Gök yeleli kurdu takip ettiler” (Banarlı, 1987: 19).
Oğuz Kağan destanındaki bu ifadelerden de anlaşılacağı üzere kurt Türklerce bir rehber, yol gösterici olarak kabul edilmiştir. Kırgızlarda cins, güzel ve cesur atlara da Kök-Börü, yani “Gök-Kurt” adları veriliyordu (Ögel, 2003: 49). 

Yine Kırgız edebiyatında Manas Han tarif edilirken, “Börü köstü ku murut” yani “Kurt gözlü, kır bıyıklı” Manas’ın okları için de, “Börü tildi çal yiba”, yani “kurt dilli kır
ok” (Ögel, 2003: 50) deniyordu.
Bahaeddin Ögel’e göre, Altay dağlarında “Kurt Dağı” adını taşıyan birçok zirve vardır. Attilla’nın yüzünü de kurda benzetenler vardı. Altayların doğusunda yaşayan Bersit kabilesi de kendilerinin kurttan türediklerine inanırlar ve bunun gerçek olduğunu da iddia ederlerdi (Ögel,2003: 44).
Cengiz-nâme destanında Alango’nun, Duyın Bayan’ın ölümünden sonra semavi kurtla çiftleşip Cengiz’i doğurması, kurt motifinin ve kurttan türeme anlayışının bir tezahürü olarak yorumlanmalıdır (Şişman, ????: 32). 
Cengiz-nâme’nin Başkurt rivayeti olan nüshada da “Başkurt kabilelerini teşkil eden Yurmatı, Kıpçak, Kanglı, Kıtay, Tamgan gibi muhtelif boylara tamga, ağaç, kuş, uran (savaş parolası) veren şu Gök Börü oğlu Cengiz Han’dır.” şeklinde bir ifade geçmektedir (İnan, 1998: 72). Anadolu’daki halk inançlarında da ulu zatların kurt donuna girebildiğini gösteren örnekler vardır. Ayrıca destanlardaki “Kurt Ana” ve “Kurt Ata” kavramlarını don değiştirme ile izah eden çalışmalar da vardır (Kalafat, 2009: 159). 

Destanlar, efsaneler ve masallardan başka, Türk tarihi ve edebiyatı için vazgeçilmez kaynaklar olan Orhun abideleri, Dede Korkut Hikâyeleri ve Kutadgu Bilig’de de kurt motifinin
geçmesi, kurdun Türk tarihine ve edebiyatına ne derece nüfuz ettiğini gösterir. Orhun abidelerinde kağanın askerlerinin kurt gibi düşmanlarının koyun gibi olduğu söylenir (Ergin, 2005: 38). 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı