Sağlık

Kanserle Mücadelede Hastanın Tedaviye İnanması Gerekiyor

Tıbbi Onloloji Uzmanı Dr. Ahmet Şiyar Ekinci, Hastaların kanserle mücadele etmesi, tedaviye inanması gerekiyor. Hayatının bir parçası olarak kanserle yaşayabilmelidir. Hastalık dönemini matem havasında geçirmemelidir.

Tıbbi Onloloji Uzmanı Dr. Ahmet Şiyar Ekinci,  Hastaların kanserle mücadele etmesi, tedaviye inanması gerekiyor. Hayatının bir parçası olarak kanserle yaşayabilmelidir. Hastalık dönemini matem havasında geçirmemelidir. 

“4 Şubat Dünya Kanser Günü” dolayısıyla kanser hastalığıyla ilgili bilgilendirmelerde bulunan Memorial Diyarbakır Hastanesi Tıbbi Onloloji Uzmanı Dr. Ahmet Şiyar Ekinci, kanserden korunma yollarının başında sigara içmeyip, dengeli beslenme olduğunu söyledi.

Kanserin global bir sağlık sorunu haline geldiğini belirten Ekinci, Türkiye ve Amerika gibi ülkelerde kalp ve damar hastalıklarından sonra en sık rastlanan ikinci ölüm sebebinin kanser olduğu bilgisini verdi.

Ekinci, “Kanserle ilgili en önemli korunma yollarının başında sigara içilmemesi geliyor. Sigara hâlâ çoğu kanserde etkili. Ölümcül olan akciğer kanseri ülkemizde ve dünyada en önemli konumda. Akciğer kanserine yakalananların yüzde 85 kadarı aktif sigara içiciler ya da geçmişte ciddi miktarda sigara içen hastalardır. Kansere neden olan ikinci önemli sorun ise beslenmedir. Aşırı beslenme, obezite, kilo alımı, buna bağlı kolesterol yükselmesi ve şeker hastalığı kanserin gelişimi için risk faktörüdür. Obezite sigaradan sonra önemli bir sorundur. Obezite ile birlikte kanser sıklığı da artıyor. Bununla beraber şeker hastalığı kanser riskini artırıyor.” dedi.

Hareketsizliğin de kansere neden olduğunu dile getiren Ekinci, gün içerisinde egzersiz yapılmasının faydalı olduğunu ifade etti.

Erken tanının çok önemli olduğuna dikkat çeken Ekinci, sözlerine şöyle devam etti: “Erken tanı hastalara fazla şifa sağlıyor. Kanserde ölüm riskini azalttığı görülmüş. 50 yaşın üzerindeki kadın hastaların yılda bir mamografi çekmeleri kansere bağlı olarak ciddi oranda ölümleri azaltıyor. Tüm kadınların 50 yaşın üzerinde mamografi taraması yapması gerekiyor. Ailesinde meme kanseri öyküsü olan ya da meyilli genetik hastalığı olanların taramalara daha erken başlamasını öneriyoruz. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 1950’lerden bildiğimiz Pap Smear denilen rahim ağzı kanseri için yapılan tarama 20 yaşına kadar 3-5 yılda bir olacak şekilde, ülkemizde ise 30 yaşından itibaren kadınlarda öneriliyor.”

“Yeni çıkan aşılar kanseri ciddi oranda azaltıyor”

Ekinci, yeni çıkan kanser aşılarına değinerek, “Bunlar daha evlenmeden önce önerilen aşılardır ve kanseri ciddi oranda azaltıyorlar. Ailesinde kolon kanseri veya mide kanseri öyküsü olan hastalara periyodik olarak 3-5 yılda bir endoskopi ve kondoskopi önerilebilir. 50 yaş üzerindeki hastalara eğer hiçbir lezyon yoksa kondoskopi 10 yılda bir önerilebilir.” şeklinde konuştu.

Çok fark oluşturabilecek kanser türlerinden birinin de “melanom” denilen cilt kanseri çeşidi olduğunu belirten Ekinci, “Melanom yüzde 85 erken evrelerde fark ediliyor. Ameliyat ediliyor. Bunların büyük bir kısmı tekrar etmiyor. Ama az bir kısmı her tarafa yayıldıktan sonra karaciğer ve kemikte ortaya çıkıyor. Erken fark etmek hasta için çok önemli. İnatçı öksürük, idrardan ve balgamdan kan gelmesi, daha önce hiç mide şikâyeti olmayan birinin mide şikâyeti başlaması ve artması gibi durumlarda hemen hekime gidilmesi lazım.” ifadelerini kullandı.

“Yeni tedavilerle kanseri kronikleştiriyoruz”

Kansere karşı yeni tedavilerin geliştiğini sözlerine ekleyen Ekinci, son olarak şunları söyledi: “Böbrek tümörü hastalığına yakalanan hastalar artık daha fazla yaşayabiliyorlar. Her kanser türünde bu gelişme olmadı. Küçük hücreli kanser tedavisinde 30 yıldır bir gelişme yok. Daha önce bir yıl yaşayan kanser hastası şimdi 3-4 yıl yaşayabiliyor. Özellikle meme kanserinde çok büyük gelişmeler var. Kanseri yeni tedavilerle kronikleştiriyoruz. Diyabet ya da hipertansiyon gibi devam ediyor. İlaç tedavileri ve kemoterapilerle bunu sağlıyoruz. Hastaların kanserle mücadele etmesi, tedaviye inanması gerekiyor. Hayatının bir parçası olarak kanserle yaşayabilmelidir. Hastalık dönemini matem havasında geçirmemelidir. Gönül isterdi ki hiç bu hastalıkla tanışmayalım.”

Editör Mehmet Yakan

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı