Advert
Advert
Bu haber 06 Mayıs 2018 15:48:30 Tarihinde eklenmiştir.

Vakid Bin Abdullah Kimdir ?

Vakid Bin Abdullah hayatı hakkında bilinen çok rivayet var, Doğum yeri mekke olarak bilinen sahabenin doğum tarihi hakkında bilgi arşivlerde bulunamadı, Bir çok rivayette adı geçen sahabe Vakid Bin Abdullah Kimdir ?

Vakid Bin Abdullah Kimdir ?

Baba Adı : Abdullah bin Abdi Menaf.

Anne Adı : Bilgi yok.

Doğum Tarihi ve Yeri: Tarih yok, Mekke doğumludur.

Ölüm Tarihi ve Yeri: Hz.Ömer devrinde Medine de vefat etmiştir. Kabri, Cennetü’l Baki dedir.

Fiziki Yapısı : Bilgi yok.

Eşleri : Bilgi yok.

Oğulları : Bilgi yok.

Kızları : Bilgi yok.

Gavzeler : Bedir. Uhud, Hendek,

Muhacir mi Ensar mı : Mekke, Medine, Muhacir dir.

Rivayet Ettiği Hadis Sayısı :Bilgi yok.

Sahabeden Kim ile Kardeşti: Ensâr’dan Beşir bin Ber’a, bin Mârur ile din kardeşi ilan edilmişti.

Kabile Neseb ve Soyu : Vakid bin Abdullah bin Abdimenaf bin Ârin bin Sâ’lebe bin Yerbu’ bin Hanzele bin Mâlik bin Zeydu Menat bin Temim, et-Temimi el-Hanzali el-Yerbui’dir.

Lakap ve Künyesi : Vakid bin Abdullah el-Hanzali, el-Yerbui.

Kimlerle Akraba idi:Bilgi yok. 

vakid-bin-abdullah-hayati

 
 


Vakid Bin Abdullah Hayatı

Vakid bin Abdullah, Resûlullâh (s.a.v)’ın insanları Darü’l- Erkam’dan önce gizlice İslâm dinine dâvet ettiği günlerde İslâm dininı kabul etmiştir. Sabikun-u evvelindendir. Hicret etmiş Resûlullâh (s.a.v) ile beraber Bedir, Uhud, Hendek gibi seferlere katılmıştır. Beni Adiy bin Kâ’b’ın halifidir. Hicretin ikinci yılında Resûlullâh, onu Abdullah bin Cahş’ın komutasında Batn-ı Nahle Seferi’ne gönderdi.

Nahle Seferi: Resûlullâh (s.a.v)’ın Medine’ye hicretlerinin on yedinci ayının başlarında, Receb ayında yapılmıştır. Seferin mevkii; Mekke ile Tâif şehirleri arasında bir yerdedir. Seferin gayasi ise: Kureyş müşriklerinin ticaret kervanlarını gözetlemek, denetlemek onlar hakkında bilgiler topla-mak idi. Resûlullâh, Nahle seferine ilk önce Ebû Ubeyde bin Cerrah’ı göndermek istemişti. Ebû Ubeyde bin Cerrah (r.a) Resûlullâh (s.a.v)’den ayrılacağına dayanamıyarak ağlamaya başlayınca, Resûlullâh (s.a.v), onu göndermekten vaz geçti.
 

 
 


Vakid Bin Abdullah Hakkında Rivayetler

 

Abdullâh bin Cahş (r.a) der ki: Resûlullâh (s.a.v), yatsı namazını kılınca beni yanına çağırdı. Sabah vakti olur olmaz, yanıma gel. Silahın da, yanında bulunsun. Seni, bir tarafa göndereceğim buyurdu. Sabah olunca Mescide gittim. Kılıcım, yayım, ok çantam üzerimde, kalkanım da yanımda idi. Resûlullâh (s.a.v), halka sabah namazını kıldır-dıktan sonra evine döndü. Ben O’ndan önce davranmıştım. Beni, kendi kapısının önünde dikiliyor buldu. Kureyşli muhacirlerden benimle birlikte gidecek birkaç kişi buldu. Ûbey bin Kâ’b’ı çağırdı. Gelince, ona emretti. O da, bir yazı yazdı. Sonra beni çağırdı. Bana, Havlan derisi üzerine yazılmış bir mektup verdi: Seni, şu kişiler üzerine tayin ettim! Git. İki gece yol aldıktan sonra mektubumu aç. Onda buyurulana göre hareket et buyurdu.

Yâ Resûlallâh! Hangi tarafa gideyim diye sordum. Resûlullâh (s.a.v): Necdiye yolunu tut. Rekiye’ye Kuyuya yönel buyurdu.

Resûlullâh (s.a.v)’in emrine göre: Abdullâh bin Cahş (r.a), iki gün gitmedikçe, mektuba göz gezdirmeyecek, ancak, iki gün gittikten sonra, mektubu gözden geçirip içindeki emri yerine getirecekti. Nahle seferine memur edildiği zaman, Abdullâh bin Cahş’a, ilk defa olarak, Mü’minler emiri manasında olan Emirü’l-Mü’minin isim ve vasfı verildi. İslâm’da ilk tâyin olunan emir o oldu.

Nahle Seferi’ne katılanlar sekiz veya on iki kişi oldukları rivayet edilir. Bunların hepsi de Mekkeli muhacirlerden idi.

Bunlar: 1-Abdullâh bin Cahş 2-Ebû Huzeyfe bin Utbe, bin Rebia 3-Vakid bin Abdullâhü’t-Temimi 4-Ükkâşe bin Mihsan 5-Hâlid bin Bükeyr 6-Sa’d bin Ebi Vakkas 7-Utbe bin Ğazvan 8-Süheyl bin Beydâ 9-Âmir bin Rebia 10-Âmir ibn-i Füheyre 11-Ammar ibn-i Yâsir 12-Sa’d bin Leys. Allâh, hepsinden razı olsun.
 

 
 


Sad bin Ebi Vakkas (r.a)’ın rivayetine göre

 

Resûlullâh (s.a.v):Sizin üzerinize bir adam göndereceğim ki, o, en hayırlınız değildir. Fakat, açlığa ve susuzluğa en çok dayanan ve katlananızdır buyurmuştu. Nahle’ye kadar nöbetle binmek üzere Mücahidlerden her iki kişiye bir deve tahsis edilmişti. Abdullâh bin Cahş (r.a), iki gün gitti. İbn-i Dumeyre Kuyusu’na, Melel Vâdisi’ne eriştiği zaman Resûlullâh (s.a.v)’ın verdiği mektubu açıp okudu. Mektub da şöyle buyuruluyordu.

Bismillahirrahmanirrahim.

Şimdi bu mektubumu gözden geçirdiğin zaman, Mekke ile Tâif ara-sındaki Nahle Vadisi’ne ininceye kadar Allâh’ın ismi ve bereketiyle yürüyüp gidesin! Arkadaşlarından hiç birini, seninle birlikte gitmeye zorlamayasın! Nahle Vadisi’nde Kureyşlileri, ve, Kuryşilerin kervanlarını gözetleyib ve denetleyesin! Onların haberlerini bize bildiresin.

Abdullâh bin Cahş (r.a), Resûlullâh (s.a.v)’ın mektubunu okuyunca: İnnâ lillâhi ve İnnâ İleyhi râciun. Biz, Allâh içiniz, ve, bizim dönü-şümüzde Allâh’a dır! İşittim ve itâat ettim. Allâh’ın ve Resûlü’nün emrini yerine getireceğim dedi.

Abdullâh bin Cahş (r.a), arkadaşlarına: Arkadaşlar! Resûlullâh (s.a.v), bana, Nahle’ye kadar gidip orada, Kureyşileri gözetlememi, ve onlar hakkındaki haberleri kendisine getir-memi emr ve sizden herhangi birinizi gitmeye zorlamaktan da beni nehy etti. O hâlde, hanginiz şehid olmayı istiyor ve özlüyorsa, benimle gelsin! Gelmek istemeyen de, dönüb gitsin! Ben hiç birinizi zorlayıcı değilim. Resûlullâh’ın emridir: geri dönmek isteyen hemen dönebilir!Bana gelince, ben, Resûlullâh’ın emrini yerine getireceğim dedi.

Abdullâh bin Cahş’ın arkadaşları, hep birden: Biz, işittik, Allâh’a ve Resûlü’ne ve sana itaat edicileriz! Nereye istersen, Allâh’ın bereketi üzere yürü dediler. Bunun üzerine, Abdullâh bin Cahş ve arkadaşları, birlikte yol almaya koyuldular. Onlardan hiç birisi geri kalmadı. Hicaz’a doğru gittiler.

Furu’un yukarısında Buhran diye anılan ve Süleym Oğulları’na aid bulunan Mâdin Nâhiyesi’ne vardıklarında, Utbe bin Ğazvan’ın Sa’d bin Ebi Vakkas ile nöbetleşe bindikleri tek develeri kayboldu. Onu aramak için arkadaşlarından geri kalıb, orada iki gün oyalandılar. Abdullâh bin Cahş’la arkadaşları ise Nahle’ye kadar ilerlediler ve oraya indiler. Sa’d bin Ebi Vakkas ile Utbe bin Ğazvan, onların arkalarından gittilerse de, yanıl-dılar, kabolub onlarla buluşamadılar.

Abdullâh bin Cahş ile arkadaşları Nahle’de bulundukları sıralarda, oraya, Kureyşliler’in kuru üzüm, deri vesair ticaret eşyası yüklü bir ticaret kervanı uğradı. Develere yüklenen şeyler arasında şarab da, vardı. Kervan, Tâif’den geliyordu. Kervanda, müşriklerden Amr bin Hadrâmi, Osman bin Abdullâh, bin Muğire ve kardeşi Nevfel bin Abdullâh bin Muğire ile Hişam bin Muğire’nin âzadlısı Hâkem bin Keysan bulunuyor idi.
 

 




 

 


Mücahidleri Görür Görmez Ürktüler.

Bunlar, Mücahidlerin yakınına kadar gelib indiler. Mücahidleri görür görmez ürktüler. Onlardan pek hoşlanmadılar. Ükkâşe bin Mıhsan (r.a) başını kazıtmıştı. Amr bin Rebia’da, başını kazıtmıştı. Ükkâşe bin Mihsan, kervan halkına yaklaşıb baktı. Kervan halkı, Ükkâşe’nin başını kazıtmış olduğunu görünce, kendilerine itimad ve emniyet geldi. 

Birbirlerine: Bunlar, Umreci Hacılardır. Her hâlde, onlardan size herhangi bir zarar gelmez dediler. Hakem bin Keysan’ın, Müslümanları görünce, başını kazıttığı, Vâkid bin Abdullâh ile Ükkâşe bin Mihsan’ın onu, başını kazıtmış görüb geri döndükleri ve: Bunlar, her hâlde Umreci Hacıları olan bir cemâattır!”dedikleri fakat daha sonradan işlerinin belli olduğu rivayeti de, vardır.

Kervan halkı, yüklerini çözüp develerini yaylıma saldılar. Ateşlerini yakıp yemeklerini yapmaya başladılar. Mühacidler de, kendi aralarında kervan hakkında görüştüler. O gün, Receb ayının son günü idi. Şaban ayı-nın ilk günü olduğu rivayeti de vardır. 

Birbirlerine: Vallâhi, kervan halkını bırakacak olursanız, onlar, bu gece Mekke Haremi’ne ayak basmış ve ondan faydalanarak da, sizden korunmuş olur-lar. Eğer, onları, şimdi öldürecek olursanız, haram olan ay içinde öldürmüş olursunuz dediler.

 

İçlerinden birisi: Biz, bu günün, haram olan aylardan mıdır, değil midir? Pek bilemi-yoruz.

 

Başka birisi ise: Biz, bu günün, haram olan aydan başka bir gün olduğunu da bilmi-yoruz. Onu, helâllaştırmayı uyğun görmeyiz!”dedi. tereddüde düştüler ve kervan halkının üzerine yürümekten çekindiler. Resûlullâh (s.a.v), Vedâ Haccı hutbesinde şöyle buyurmuştur: Zaman, Allâh’ın, gökleri ve yeri yarattığı ilk şekline dönmüştür. Artık, yıl, on iki aydır. Bunlardan dördü, haram aylardır. Üçü birbiri ardınca gelir ki: Zilkade, Zilhicce ve Muharrem’dir. Mudar’ın ayı olan Receb ise, Cümâdü’l-Âhire ile Şaban arasında yer alır.

Mücahidler, bir hayli tereddüdden sonra hepbirlikte cesârete geldiler. Öldürebileceklerini öldürmek, yanlarındakini almak hususunda birleştiler. Mücahidler, kervan üzerine yürümekte anlaşınca, Vakid bin Abdullah gidip kervan halkından Amr bin Hadrâmi’yi bir okla vurarak öldürdü.

Vakid bin Abdullah’ın attığı ok hiç şaşmaz, hiç boşa gitmezdi. Diğer Mücahidler de, öteki müşriklerin üzerine yürüdüler. İki taraf, birbirleriyle bir müddet çarpıştılar. Mücahidler, müşriklerden Osman bin Abdullâh’la, Hâkem bin Keysân’ı esir aldılar. Nevfel bin Abdullâh ise, kaçtı. Arkasından yetişmekten Mücahidleri âciz bıraktı, Çünkü kendisi atlı idi. Mekke’ye varıb başlarına gelenleri, Kureyş müşriklerine bildirdi.

Hâkem bin Keysân’ı Mikdad bin Amr esir almıştı. Abdullâh bin Cahş, onun boynunu vurmak isteyince, Mikdad bin Amr (r.a): Bırak onu, öldürme de, Resûlullâh (s.a.v)’e götürelim!”diyerek ser-best bıraktırdı.

 

Abdullâh bin Cahş ise, arkadaşlarına: Ğanimetimizin beşte biri Resûlullah’adır dedi.

 

Abdullâh bin Cahş’ın bu tahsisi, yüce Allâh’ın beşte biri farz kılma-sından önce idi. Abdullâh bin Cahş (r.a), kervan ğanimetinin beşte birini ayırdıktan sonra kalanını arkadaşları arasında bölüştürdü. Câhilliye çağın-da, ğanimetin dörtte biri reise, başkana ayrılırdı. İslâm çağında beşte bir ayırma işlemi, Kûr’ân-ı Kerim’de emr olunmadan önce, Abdullâh bin Cahş tarafından yapılmıştır.

Abdullâh bin Cahş ve arkadaşları, ele geçirdikleri kervan ğanimeti ve iki esirle birlikte Medine’ye döndüler. Abdullâh bin Cahş ile arkadaşları Resûlullâh (s.a.v)’in yanına gelince, Resûlullâh (s.a.v), onlara: Ben, size haram olan ayda, çarpışınız! Diye emretmedim buyurdu. Ne esirlerle, ne de, kervan ğanimetinden kendisine ayrılmış olan beşte bir hisse ile ilgilendi. Onlardan bir şey almaya yanaşmadı.

Resûlullâh (s.a.v), böyle söyleyib ve yapınca, Abdullâh bin Cahş ile arkadaşlarının elleri yanlarına düştü. Helâk ve mahvolduklarını sandılar. Müslüman kardeşleri de, Mücâhidlere, yaptıkları işten dolayı ağır sözler söylediler ve onları kınadılar.

Siz, buyurulmadığınız bir işi işlediniz. Çarpışmakla emir olunmadı-ğınız hâlde, haram olan ayda çarpıştınız! dediler.

İbn-i Ebi Sebre’nin, Süleyman bin Sühaym’dan rivayetine göre: Resûlullâh (s.a.v), onlara, ne haram ayda, ne de haram ayın başka-sında çarpışmayı emr etmemiş, ancak, Kureyşilere âid haberleri iyice öğrenib bildirmelerini emr etmişti, Kureyş müşrikleri de: Muhammed ve O’nun Ashâbı, haram ayı, helalleştirdiler: onda kan döktüler, mal aldılar ve adamları esir ettiler!”diyerek yapılan işi kınadılar.

Mekke’de bulunan bâzı Müslümanlar: Onlar, bunu, ancak, Şaban ayı girince yaptılar!”diyerek müşriklerin sözlerini red etmeye çalıştılar. Gerçekten de, Mücâhidler, kervan halkının üzerine yürüdükleri gün-ün, haram olan aydan olub olmadığında şübhe de ve tereddüd de idiler.

Medine’de ise nifak kazanı kaynıyordu. Yahudiler, bu hâdiseden fır-sat bulub, Resûlullâh (s.a.v)’ın âleyhinde geleceğe âid bir takım yakıştır-malar yapmakta idiler. Şöyle ki: Vakid bin Abdullah, Amr bin Hadrâmi’yi vurub öldürdü. Amr, harb mâmurlaştı gelişti! Demektir. Hadrami ise; harb hazırlandı! Vakid bin Abdullâh, harb ateşlendi! Demektir. Diyerek fal yorumları yapmakta idiler. 

Halk, bu hususta sözü çoğlatınca, Yüce Allâh, Resülü’ne indirdiği âyetler-de şöyle dedi: Sana o sayğı gösterilmesi gereken haram aydan ve onda savaşmaktan soruyorlar, de ki: Ondaki savaş, büyük bir günahtır. Bununla birlikte Allâh yolundan alıkoymak, O’nu inkâr etmek, Mescid-i haram’e gitmeyi engellemek, onun çevresinde yaşayanları oradan çıkarmak, Allâh katında daha büyük günahtır.

Fitne, adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar güçleri yeterse, sizi dininizden döndürmek için sizinle savaşmaktan hiçbir zaman geri durmazlar. Sizden de her kim dininden döner ve kâfir olarak can verirse, artık onların bütün amelleri, dünya ve ahiret’de heder olmuştur. Onlar, cehennemliktirler. Hep orada sonsuz kalırlar.

Yüce Allâh, bu âyeti indirip Müslümanların korku ve endişelerini dindirince, Resûlullâh (s.a.v)’de, Nahle ğanimetinden kendisine ayrılmış olan beşte bir hisse ile iki esiri kabul etti.

Rivayete göre:Resûlullâh (s.a.v), Nahle ğanimetini, Bedir Savaşı’ndan dönünceye kadar elde tuttu. Bedir ğanimetiyle birlikte bölüştürüp herkese hakkını verdi. İslâmda, müşriklerden alınmış olan ilk ğanimet, Nahle Seferi ğanimeti idi. Müslümanların ilk öldürdükleri müşrik, Amr bin Hadrami, ilk aldıkları esirler de, Osman bin Abdullâh ile Hâkem bin Keysân idi.

Abdullâh bin Cahş ve arkadaşları, haklarında âyet indiği zaman, Allâh yolundaki cihadlarından dolayı ecir ve sevâba nâil olmayı da, ummuşlar ve: Yâ Resûlallâh! Mücahidlere verilecek ecir’den bizler de, ğazamız-dan dolayı umabilir miyiz diye sormuşlar.

Yüce Allâh onlar hakkında indirdiği âyette şöyle buyurdu: Şübhesiz iman edenler, Allâh yolunda hicret edenler, muhak-kak bunlar Allâh’ın rahmetini umarlar. Allâh çok bağışlıyan ve, çok rahmet edendir.

Kureyş müşrikleri, Osman bin Abdullah ile Hâkem bin Keysân’ı kurtarmak üzere Medine’ye kurtulmalık akçesi gönderdiler. Gönderilen kurtulmalık akçesi, her birisi için kırk ukiye gümüştü. Bir ukiye, kırk dirhemdi. Resûlullâh, kurtulmalık akçelerini getiren Kureyş elçilerine:

İki sahâbimiz Sa’d bin Ebi Vakkas ve Utbe bin Ğazvan, sağ sâlim gelinceye kadar sizden, kurtulmalık akçesini kabul edemeyeceğiz. Çünkü, bu iki arkadaşımızın âkibetinden endişe ediyoruz. Eğer, siz, onları öldürür-seniz, biz de, sizin iki adamınızı öldürürüz buyurdu.

Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a) der ki: Nihayet, Resûlullâh (s.a.v)’ın yanına geldik ki onlar, bizim öldürül-müş olduğumuzu sanıyorlardı. Biz bu seferimizde çok şiddetli açlık çektik. Müleyha’dan yola çıktık. Müleyha ile Medine’nin arası altı beridliktir. Müleyha’dan bir cemâatle yola çıktığımız zaman, yanımızda tadacak hiçbir şey yoktu. Dikenli ağaçlara rastladıkça, onları yemekte, üzerine de, su içmekte idik. Nihayet Medine’ye gelebildik. Medine’ye gelince de, orada, Kureyşilerden bâzılarını, esir adamlarının kurtulmalıklarını getirmiş bulduk. Biz gelince, Resûlullâh (s.a.v), onların getirdikleri kurtulmalık akçelerini kabul etti.

Esirlerden Hâkem bin Keysân Müslüman oldu. Ve Medine’de kaldı. Allâh yolunda bir çok hizmetlerde bulundu, Bi’ri Maûne hadisesinde şehid oldu. Osman bin Abdullah ise: kurtulmalık akçesi alınınca Mekke’ye geri döndü ve orada kâfir olarak öldü.

Vakid bin Abdullah (r.a), bu olaydan sonra Bedir, Uhud ve diğer ğazvelere iştirak etti Mekke Fethi’ne katıldı. Rasûlullâh (s.a.v)’ın vefatını müşahade etti. Hz.Ebû Bekr (r.a)’ın devrinde yapılan savaşlara iştirak etti Hz.Ömer devrinde yaşı oldukça ilerlemiş olduğu için fazla aktif olamamış bu dönemde yani Hz.Ömer (r.a)’ın devrinde Medine’de vefat etti. Kabri Medine’de Cennetü’l-Baki dedir.

Vakid bin.Abdullah’ın evlilik hayatı ve çoluk çocuğu hakkında fazla bilgimiz yoktur. Kendisinden kaç tane hadis rivayet edildiğine dair hiçbir bilgi elimizde mevcud değildir. Yerbû Kabilesi, İslâm sayesinde müşriklerden ilk kişiyi öldürenin kendilerinden olduğu için iftihar ediyorlardı.

Etiketler
Yorum Yap
Biyografi
Vasile Bin Eska Kimdir ?
Vasile Bin Eska Kimdir ?
Vasile Bin Eska Kimdir - Doğum Tarihi ve Yeri,Takriben Miladi 605. Yıl. Ölüm Tarihi ve Yeri, Hicri 83. yılda Şam bölgesinde en son vefât eden sahabidir. 83-105 veya 163 yaşlarında vefat ettiği söylenir. hakkında kesin ve açık olarak gerekli bilgi temin edilememiş bir sahabidir.
Vakid Bin Abdullah Kimdir ?
Vakid Bin Abdullah Kimdir ?
Vakid Bin Abdullah hayatı hakkında bilinen çok rivayet var, Doğum yeri mekke olarak bilinen sahabenin doğum tarihi hakkında bilgi arşivlerde bulunamadı, Bir çok rivayette adı geçen sahabe Vakid Bin Abdullah Kimdir ?
Vedaka Bin İyas Kimdir ?
Vedaka Bin İyas Kimdir ?
Sahabe Vedaka Bin İyas Kimdir - Doğum tarihi net olarak bilinmiyor, Ancak Sahabe Vedaka Bin İyas Medine doğumludur. Ölüm Tarihi ve Yeri : Hicretin 12. Miladi 633 yılların da Yemâme Savaşı’ında şehid oldu. Vedaka bin İyas bin Amr bin Ğanm bin Ümeyye bin Levzan el-Ensariy el-Hazrec Beni Levzan dır.
Vahşi Bin Harb Kimdir ?
Vahşi Bin Harb Kimdir ?
Sahabe Vahşi Bin Harb Ölüm Tarihi ve Yeri : Hz.Osman’ın hilâfeti dönemine kadar yaşa-mıştır. Humus’a yerleşmiş ve orada vefat etmiştir.Kabile Neseb ve Soyu : Vâhşi bin Hârb el-Hâbeşi Cübeyr bin Mut-im bin Adiy bin Nevfel bin Abdümenaf el-Kureyşi en-Nevfeli’nin kölesi veya azadlısı idi.
Vehb Bin Zema El-esedi Kimdir ?
Vehb Bin Zema El-esedi Kimdir ?
Vehb Bin Zema El-esedi Doğum Tarihi ve Yeri: Tarih yok, Mekke doğumludur. Muâviye dönemine kadar yaşadı. Kabile Neseb ve Soyu: Vehb bin Zem’a bin el-Esved bin Muttalib bin Esed bin Abduluzza bin Kusay bin Kilâb el-Kureyşi el-Esedi
​Vebre Bin Yuhannes El-huzai Kimdir ?
​Vebre Bin Yuhannes El-huzai Kimdir ?
Vebre Bin Yuhannes El-huzai Doğum Tarihi ve Yeri Tarih yok bilinmemekte, Yemen San’a doğumludur. hayat hakkında çok fazla bilgi bulunmasa da çeşitli hadislerde adı geçtiğinden dolayı toparlayıp sizlere sunacağımız hale getirdi.
Vehb Bin Sad Bin Ebi Serh Kimdir ?
Vehb Bin Sad Bin Ebi Serh Kimdir ?
Vehb Bin Sad Bin Ebi Serh Kimdir hayatı Takriben Miladi 590 da Mekke de doğdu. Hicri 7. Miladi 629 yılında kırk yaşlarında Mû’te Savaşı’nda şehid oldu. Kabile Neseb ve Soyu, Vehb bin Sa’d bin Ebi Serh bin el-Hâris bin Habib bin Ceziyme bin Mâlik bin Hısl bin Âmir bin Lüey el- Kureyşi el-Âmiri dir.
Sahabe Muhammed Bin Mesleme Kimdir ?
Sahabe Muhammed Bin Mesleme Kimdir ?
Sahabe Muhammed Bin Mesleme Kimdir Takriben Miladi 588 de Medine’de doğdu.Hicri 43. Miladi 663. yıllarda Medine de vefat etti. Kabri Cennetü’l-Bakidedir,Muhammed bin Mesleme bin Seleme bin Hâlid bin Adiy bin Mecdea bin Hârise bin el-Hazrec bin Amr bin Mâlik el-Evs el Ensâri el-Hârisi Beni Abduleşhel’in halifidirler.
Tarık Bin Abdullah El-muharibi Kimdir ?
Tarık Bin Abdullah El-muharibi Kimdir ?
Tarık Bin Abdullah El-muharibi Kimdir ? Kabile Neseb ve Soyu, Tarık bin Abdullah el-Muharibi olarak bilinmektedir, Muhacirmi veya ensarmı hakkında bilgi olmadığı gibi, Doğum tarihi veya ölüm tarihi hakkında herhangi bir bulguya rastlanmadı.
Sahabe Avf Bin Haris Kimdir ?
Sahabe Avf Bin Haris Kimdir ?
Sahabe Avf Bin Haris Kimdir ? Takriben Miladi 589.yıl, Medine’de doğdu. Hicri 2. yıl Ramazan ayı, Miladi 17 Mart 624 de Bedir de 35 yaşlarında şehid oldu, Kabile Neseb ve Soyu : Avf bin Hâris bin Rifaa bin Hâris bin Sevad bin Mâlik bin Ğanm bin Mâlik bin Neccar el-Ensariy el-Hazreciy el-Neccariy’dir.
​Sahabe Amr Bin Sübey Er-Ruhavi Kimdir ? Hayatı
​Sahabe Amr Bin Sübey Er-Ruhavi Kimdir ? Hayatı
Sahabe Amr Bin Sübey Er-Ruhavi Kimdir ? Hayatı hakkında çok fazla bilgiye rastlamadığımız sahabenin Kabile Neseb ve Soyu, Amr bin Subey’ er-Ruhâvi Beni Rehavi, Mechizlerden bir kabileden dir. Doğum yılı ve ölüm yıl hakkında bilgiler arşivlerde yer almamaktadır.
Sahabe Amr Bin Haris Bin Ebi Dirar Kimdir ?
Sahabe Amr Bin Haris Bin Ebi Dirar Kimdir ?
Amr Bin Haris Bin Ebi Dirar Doğum Tarihi ile ilgili Herhangi bir bilgiye malesef rastlayamadık: Müreysi de doğduğu kaynaklarda geçmektedir. Kabile Neseb ve Soyu : Amr bin Hâris bin Ebî Dırar bin Aiz bin Mâlik bin Huzeyme el-Mustalıki olup asılları Huzeymeden sonra Huzeyme bin Sa’d bin Kâ’b İbn-i Amr el-Huzâ-i el-Mustaliki’dir.
Advert
Advert
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak
03:29
Güneş
05:12
Öğle
12:38
İkindi
16:27
Akşam
19:53
Yatsı
21:26
Advert