Advert
Advert
Bu haber 01 Mayıs 2018 22:39:09 Tarihinde eklenmiştir.

Vahşi Bin Harb Kimdir ?

Sahabe Vahşi Bin Harb Ölüm Tarihi ve Yeri : Hz.Osman’ın hilâfeti dönemine kadar yaşa-mıştır. Humus’a yerleşmiş ve orada vefat etmiştir.Kabile Neseb ve Soyu : Vâhşi bin Hârb el-Hâbeşi Cübeyr bin Mut-im bin Adiy bin Nevfel bin Abdümenaf el-Kureyşi en-Nevfeli’nin kölesi veya azadlısı idi.

Vahşi Bin Harb Kimdir ?

Baba Adı : Hârb.

Anne Adı : Bilgi yok.

Doğum Tarihi ve Yeri : ilgi yok.

Ölüm Tarihi ve Yeri : Hz.Osman’ın hilâfeti dönemine kadar yaşa-mıştır. Humus’a yerleşmiş ve orada vefat etmiştir.

Fiziki Yapısı : Zenciydi.

Eşleri : Bilgi yok.

Oğulları : Hârb,

Kızları : Bilgi yok.

Gavzeler : Yemâme.

Muhacir mi Ensar mı : Aslı Sudanlı, oradan Mekke’ye gelmiştir.

Rivayet Ettiği Hadis Sayısı : Rivayeti var, sayısı belli değildir.

Sahabeden Kim ile Kardeşti : Bilgi yok.

Kabile Neseb ve Soyu : Vâhşi bin Hârb el-Hâbeşi Cübeyr bin Mut-im bin Adiy bin Nevfel bin Abdümenaf el-Kureyşi en-Nevfeli’nin kölesi veya azadlısı idi.

Lakap ve Künyesi : Ebû Desme, Ebû Seleme, Ebû Hârb.

Kimlerle Akraba idi : Bilgi yok.
 

 
 

 

Sahabe Vahşi Bin Harb Hayatı 

 

Vâhşi bin Hârb el-Hâbeşi, veya Sudanlı olup Mekke’ye yerleşmişti. Kureyş müşriklerinden Tuâyme bin Adiy’in veya Cübeyr bin Mutim bin Adiy bin Nevfel bin Abdimenaf el-Kureyşi en-Nevfeli’nin kölesi veya azadlısı idi. Yemâme Savaşı günü Müseylimetü’l-Kezzab’ın öldürülmesine katılmıştı. Künyesi, Ebû Desme, Ebû Seleme, Ebû Hârb’dir.

Câhilliye devrim’de halkın hayırlısını, İslâm devrim’dede, halkın kötüsünü bu Hârbe ile öldürdüm!”derdi. Ca’fer bin Arar bin Ümeyyetü’d-Damri ile Ubeydullah bin Adiy Humus’da Vâhşi bin Hârb ile görüşüp ona: Hamza bin Abdülmuttalib’i nasıl öldürdüğünü bize haber veresin diye sana geldik dediler.

Vâhşi bin Hârb el-Hâbeşi: Bana sorduğu zaman, Resûlullâh (s.a.v)’e haber verdiğim gibi, size de, haber vereceğim!”dedi ve devam etti: Ben, Cübeyr bin Mut’im bin Adiy’nin kölesi idim. Kendisinin amca-sı Tuâyme bin Adiy, Bedir Savaşı günü öldürülmüştü. Kureyşiler; Uhud’a hareket ettikleri zaman, Cübeyr, bana: Eğer, Amcam Tuâyme’nın yerine Muhammed’in amcası Hamza’yı öldürürsen, sen, azadlısın dedi.
 

Vahşi Hz Hamzayı Öldürüyor

 
 


Sahabe Vahşi Hz Hamzayı Öldürüyor.


Vahşi: Ben, mızrak atmakta çok maharetli bir kimse idim. Atıp ta, vuramadığım nadirdi. Halk, Uhud’a gittikleri zaman, ben de, halk ile birlikte gittim. Müslümanlarla müşrikler karşılaşıp çarpışmağa koyuldukları sıralar- da Hamza’yı göreyim diye araştırmaya başladım. Nihayet, kendisini gördüm ki, tozlanmaktan boz bir deveye dönmüştü. Halkı, kılıcıyla biribirine katıyor, kesib biçiyor, hiç bir şey ona karşı duramıyordu. Vallâhi, ben, onu istedim, yakınıma gelmesi için oradaki bir ağacın veya kayanın arkasına sindim. O sıralar da Siba’ bin Abdulüzzâ, benden önce, onunla karşılaştı. Hamza, görünce, ona: Ey kadın sünnetçisinin oğlu! Gel yanıma dedi.

Siba’nın anası, Mekke’de, kadın sünnetçisi idi. Hamza, Siba’nın başı-na bir darbe indirdi. Vallâhi, darbe, onun bağından şaşmadı. Ben, onun başının yere fırlamasından daha seri bir şey görmedim! Hemen, Hârbemi, alıb kısa mızrağımı sallayıp üzerine attım. Karnının alt kısmına, kasığına saplandı. Mızrağın ucu, onun iki bacağının arasından dışarı çıktı, ölünceye onu kadar kendi haline bıraktım. Sonra, yanına varıb mızrağımı aldım. Ordugâha döndüm. Benim için, başkası gerekmezdi.

Mekke’ye geldiğim zaman, âzad edildim. Resûlullâh (s.a.v) Mekke-’yi Fethedinceye kadar orada oturdum. Mekke’yi fethedince, Tâif’e kaçtım orada bulundum. Tâif halkı Resûlullâh (s.a.v)’e, Müslüman olmak için heyet gönderdiği zaman yeryüzü başıma dar geldi. Bari, Şam’a, yahut Yemen’e veya başka, yerlere gideyim dedim. Ben, bu düşüncede iken, bir adam bana: Yazıklar olsun sana! Vallâhi, O, dinine giren hiçbir kimseyi öldür-mez ve öldürmemiştir!”deyince çıkıb Medine’ye Resûlullâh(s.a.v)’ın yanı-na vardım. Başucuna dikildim ve şehâdet getirdim.



 

 

Rasulullah Vahşi'yi Görünce Şaşırıyor

Resûlullâh (s.a.v), beni görünce: Sen, Vâhşi’sin ha?!”diye sordu. Evet dedim. Otur! Hamza’yı nasıl öldürdüğünü bana haber ver buyurdu. Onu nasıl öldürdüğümü, size haber verdiğim gibi Resûlullâh’a da aynen haber verdim. Sözlerimi bitirdiğim zaman, Resûlullâh (s.a.v): Allâh, iyiliğini versin! Kendini, benden gizle, seni, hiç görmeye-yim buyurdu.

Bunun üzerine, ben de her nerede olsa, Resûlullâh (s.a.v)’e görün-memek için yolumu değiştirirdim. Yüce Allâh manevî huzuruna alıncaya kadar kendileri beni bir daha görmemiştir. Müslümanlar Yemâme sahibi Müseylimetü’l-Kezzâb’a karşı savaştıkları zaman, mızrağımı ki, Hamza’yı onunla öldürmüştüm yanıma alıp onlarla birlikte savaşa çıkmıştım. İki taraf birbirleriyle karşılaşıp savaştıkları sırada Müseylime’yi, elinde kılıç olduğu ve ayakta dikildiği halde gördüm. Vallâhi, kendisini şahsen hiç tanımıyordum. Ona saldırmak için hazırlandım.

Ensâr’dan bir zat da ona saldırmağa hazırlandı. Her ikimiz de onu öldürmeyi kasd ettik. Mızrağımı sallayıp üzerine attım. Kasığına saplandı. Ensârî’de üzerine saldırıp ona kılıçla vurdu. Onu hangimizin öldürdüğünü Rabbim daha iyi bilirdir.

Eğer, onu ben öldürdü isem, Resûlullâh (s.a.v)’den sonra nasın en hayırlı olanını ben öldürmüştüm! Halkın en kötüsünü de ben öldürdüm demektir. Abdullah İbn-i Ömer (r.a): Yemâme Savaşı günü, birisinin; Müseylimeyi, kara köle öldürdü!”diye bağırdığını işittim demiştir.

Hârisi’t-Temimî anlatıyor: Hamza bin Abdülmuttalib’in, Bedir Savaşı’nda, üzerinde, deve kuşu tüyünden bir işareti vardı. Müşriklerden biri: Bu üzerinde deve kuşu tüyü olan kim?”diye sordu. Hamza bin Abdülmuttalib diye cevap verildi. O müşrik: Ne yaptıysa, bize bu yaptı diye mırıldandı.

Abdurrahman bin Avf, anlatıyor: Ümeyye bin Halef bana: Yâ Abdurrahman! Bedir Savaşı’nda, göğsünde deve kuşu tüyü olan yiğit kimdi diye sordu. Resûlullâh (s.a.v)’ın amcası, Hamza bin Abdülmuttalib dedim.

 

 

Bunu duyan, Ümeyye bin Halef: Ne yaptıysa, bize bu yaptı diye mırıldandı.

 

Câbir bin Abdullah anlatıyor: Allâh’ın Resûlü, herkes Uhud Savaşı’ndan dönerken aralarında Hamza (r.a)’ı göremedi. Bir zat: Ben onu, şu ağacın yanında: Ben, Allâh’ın ve Resûlünün aslanıyım. Allâh’ım, Ebû Süfyan ve arkadaşlarının kötülüklerinden Sana sığınırım. Müşriklerin yaptıklarından kendimi tenzih eder, Müslümanların gevşekliğinden dolayı da Senden özür dilerim!”derken gördüm, dedi.

Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v), o tarafa doğru yürüdü. Onu görün-ce ağlamaya başladı. Müsle yapıldığını görünce, hıçkırarak ağladı. Bir örtü yok mubuyurdu. Ensâr’dan biri hırkasını, üzerine örttü. Allâh’ın Resûlü şöyle buyurdu: Mahşer günü, Allâh katında, şehidlerin efendisi Hamza’dır.

Abdullah İbn-i Abbas anlatıyor: Allâh’ın Resûlü Hamza’nın katili Vâhşi bin Hârb’e adam gönderdi. Onu, İslâm’a davet ediyordu. Vâhşi, Resûlullâh (s.a.v)’e getirildi ve: Ya Muhammed! Beni, nasıl İslâm’a dâvet ediyorsun? Halbuki sen, adam öldürenin, şirk koşanın, zina edenin azaba duçar olacağını, kıyamet gününde azabının kat kat artacağını, o korkunç azapda ebedî kalacağını iddia ediyorsun. Ben bunların hepsini yaptım. Bana da kurtuluş yolu var mı?”diyerek sordu.

Bunun üzerine şu âyet nazil oldu: Ancak tövbe eden, iman edip, yararlı işler yapanlar müstesna; Allâh işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allâh çok affeder ve merhametlidir. Vâhşi:Yâ Muhammed! (Ancak tövbe eden, iman edip yararlı isler yapanlar) hükmü çok ağır bir şarttır. Belki ben bunu yapamayacağım dedi. Bunun üzerine yüce Allâh: Allâh kendisine şirk koşulmasını affetmez. Onun dışındaki günahları dilediği kimse için affeder!” âyetini indirdi.

Vâhşi: Yâ Muhammed! Anlıyorum ki, bu da Allâh’ın dilemesine bağlıdır. Beni affedib affetmeyeceğini bilmiyorum. Bundan başka bir şey yok mu?” deyince: Ey nefislerine zulmeden kullarım, Allâh'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allâh bütün günahları affeder. O'nun affedici ve merha-metli olduğunda şüphe yoktur  Âyeti indi.

Vahşi Müslüman oldu.

 

Ashab-ı Kirâm: Ey Allâh’ın Resûlü, Vahşî’nin nail olduğuna biz de nail olduk, değil mi?”dediler. Resûlullâh (s.a.v)’de: Evet, bu bütün Müslümanlar içindir buyurdu. Müşriklerden bir ğrub çok adam öldürmüş, çok zina yapmışlardı. Resûlullâh (s.a.v)’e geldiler ve: Senin, söylediklerin ve bizi dâvet ettiğin şey gayet güzel. Bizim yaptıklarımızın da keffâreti var mıdır  Bildirir misin dediler. Şu âyet indi: Allâh ile beraber, başka bir ilâha tapmazlar, Allâh'ın öldürül-mesini haram kıldığı canı, hak ve adalet icab etmeden asla öldür-mezler, zina etmezler, çünkü bu kötülüğü yapan cezasını bulur.

Bundan sonra da şu âyet indi: Ey nefislerine zulmeden kullarım, Allâh'ın rahmetinden ümit kesmeyin!” Âyetleri indi. Vâhşi bin Hârb’de öldürülmesi emir edilen müşriklerdendi. Uhud’da savaşırken ayağı kayarak yere düşen Hz.Hamza’yı, sindiği yerden atıp sapladığı Hârbe ile şehid etmekle kalmamış, onun karnını yararak ciğerini söküp Hind bint-i Utbe’den bahşişini almış, şehidlerin kesilen burun ve kulaklarından yapılan halhal ve gerdanlıklar da bu Vâhşi’ye teslim edil-mişti, Fetih günü, Mekke’den Tâif’e kaçtı.

Uhud Savaşı’ndan sonra Resûlullâh, ve Ashab-ı Kirâm’ın hezimete uğradıklarını çoğunun öldürüldüğü ve zafer kazandıklarının haberini ilk Mekkelilere ulaştıran Vâhşi bin Hârb oldu. Vâhşi, Mekke’nin Hacun mev-kiine gelince en kalın sesiyle: Ey Kureyş topluluğu!!!Diyerek halk yanına yığılıncaya kadar defalarca bağırdı. Herkes onun başına toplandı.


 

 

Vahşi Haber Getiriyor, Halk Korkuyor.

 

Ey Vahşi! Bize hoş olmayan haberler getirmiş olmandan korkarız!” diyorlardı: Vâhşi:Ey Kureyş topluluğu! Size, müjdelerim ki, Hârb meydanında Muhammed’in ve Ashabının işini şimdiye kadar görülmedik bir şekilde bitirdik görülmedik derecede onları öldürdük. Muhammed’i ağır şekilde yaraladık ordunun koçu Hamza’yı da öldürdüm!”dedi.

Mekkeliler sevinerek dağıldılar ve her tarafta ashabın öldürüldükleri haberi yayıldı. Cübeyr bin Mutim. Vâhşi’yi bir tenhaya çekerek: Neler söylüyorsun be adam! Bu dediklerin doğru mu? Konuş baka-yım dedi. Vâhşi: Vallâhi doğru söylüyorum dedi. Yani, sen, Hamza’yı öldürdün mü diye sordu.

Vâhşi: Vallâhi mızrağımı karnına sapladım! Mızrağın ucu iki bacağı (mesanesinden) arasından çıktı sonra ona seslenildi cevap vermeyince gidip ciğerini çıkardım! Göresin diye sana da getirdim!”deyince

Cübeyr bin Mutim: Bizim ve kadınlarımızın üzüntülerimizi giderdin!”dedi, kadınlara artık koku ve yağ sürünebileceklerini söyledi. Hendek günü, Vâhşi müşrikler arasındaydı bu çarpışmada da ashab dan Selime Oğulları’ndan Tufeyl bin Nu’man’ı mızraklayıb şehid etti. Vâhşi bin Hârb, Cübeyr bin Mutim’in kölesi idi. Habeşli Vâhşi, Habeş usulüne göre karğı (mızrak) atmakta çok maharetli ve becerikli idi. Attığı yere yapıştırır. İsabet edemediği pek az olurdu.

Cübeyr bin Mütim Vâhşi’yi çağırdı ona: Halk ile sefere çık eğer Muhammed’in amcası Hamza’yı amcam Tuâyma bin Adiy yerine öldürürsen sen hür ve azadsın dedi. Habeşli köle Vâhşi der ki: Hâris bin Amir’in kızı bana: Babam, Bedir günü öldürüldü. Eğer, sen, şu üç kişiden birini Muhammed’i veya Hamza’yı yahut Ali bin Ebû Tâlib’i öldürürsen hürsün azadsın. Çünkü, ben Kureyş kavmi içinde bunlardan başkasını babama denk görmüyorum dedi.

Ben, Resûlullâh’a güç yetiremeyeceğimi biliyordum. Çünkü ashabı onu yalnız bırakmaz kimseye teslim etmezler. Hamza’yı ise: Vallâhi uyurken bulsam heybetinden uyandırmaya cesaret edemem. Ama Ali’ye gelince onu öldürmek için bir fırsat kollayayım bakayım!” dedim. Halk arasında Ali’yi aradım. Derken Ali göründü kendisi çok uyanık girişken çevik çekingen ve etrafına çok bakınan bir adamdı.

Ben kendi kendime: Benim aradığım hakkından gelebileceğim adamım bu değil dedim. O sırada Hamza’yı gördüm halkı kasıp kavuruyordu kesip biçiyordu. Ona fırsat kollamak için bir kayanın arkasına gizlendim bir ara Siba bin Ümmi Enmar: Var mı benimle çarpışacak bir yiğit!”diyerek meydan okuyordu.
 

 

 

Hamza ona: Gel yanıma ey kadın sünnetçisi kadının oğlu. Allâh’a ve Resulüne sen misin meydan okuyan dedi.

 

Ona göz açtırmadan bacaklarından vurup yere serdi üzerine çöküp koyun boğazlar gibi boğazladıktan sonra süratle bana doğru gelirken beni gördü sel suları arklarına eriştiği sırada ayağı kayıb yıkılınca mızrağımı onun istediğim yerinden vurmak için fırlatıp attım. Böğründen vurdum. Hatta mızrağımın ucu mesanesinden dışarı çıktı. Hamza arkası üzerine düşmüş, o sırada zırhı karnından açılıvermişti Tam bu esnada ben, onu vurmuştum. Arkadaşlarından bazıları yanına geldiler.

Ona: Ebû Umâme!”diye seslendiklerini işittim cevab vermeyince: Vallâhi adam öldü dedim. Arkadaşları da onun öldüğüne kanaat getirerek yanından ayrıldılar. Beni, göremediler onlar uzaklaştıktan sonra Hamza’nın yanına varıp karnı-nı yardım ciğerini çıkarıp Utbe’nin kızı Hind’e götürdüm.

Babanı öldüreni öldürürsem bana ne var dedim. Üzerimdeki elbise ve eşyam var dedi. İşte sana Hamza’nın ciğeri dedim. Hind ciğeri alıp ağzında çiğnedi yutamayınca ağzından dışarı attı. Suyunu mu posasınımı atmıştı bilmiyorum. Üzerindeki elbisesini ve takın-tılarını bana çıkarıb verdi. 

Sonra da: Mekke’ye vardığım zaman sana on tane dinar altın var. Bana, onun vurulub düştüğü yeride göster dedi. Gösterdim, Hamza’nın bazı uzuvlarını burnunu ve kulaklarını kesti onlardan iki bilezik, iki pezvant, iki tane ayak halhalı yaptı bunları takınmış olarak Mekke’ye girdi. Hamza’nın ciğeri’de yanındaydı.
 

 


Hind Uhud günü Hamza’nın cesedini ele geçirebilirse ciğerini yemeyi adamış. 

Hind nerede ve ne zaman Vâhşi ile rastlaşsa ona: Ey Ebû Desme! Haydi göreyim seni, şifa ver, şifa bul!”diyerek Hamza’yı şehid etmeye onu kışkırtır dururdu. Hind, Hamza’nın ve diğer şehidlerin kulak ve burunlarını keserek yaptığı gerdanlık ve halhalları Vâhşiye verip bir kayanın üzerine çıktı bağıra bağıra söylediği beyte babasının kardeşinin amcasının Bedirde ki öcünü aldığını yüreğinin soğuduğunu adağının yerine geldiğini ömür boyunca ve hatta mezarda kemikleri çürüyünceye kadar Vâhşi’ye minnet ve teşekkürü borçlu olduğunu ilan etti.

Vahşî bin Hârb, İslâm’a girdikten sonra, o bitmez tükenmez hakikate öyle kuvvetli bir şekilde sarıldı ki, eski kötü adını unutturdu. Nihayet yalancı peyğamber Müseylimetü’l-Kezzâb ile Yemâme Hârbi yapılacaktı. Vahşî uçarcasına Hârb meydanına koştu, işte İslâm düşmanları karşısında idi. Vaktiyle küfür içinde iken bir İslâm erini katletmişti. Bunun ızdırabı ciğerini dağlıyordu. Yüreğine su serpecek nasıl bir iş yapmalıydı ki biraz rahatlasın. Kaderin ğarib tecellisi, Vahşî bin Hârb’ın ellerinde, yıllar önce Hz.Hamza’yı şehid ettiği mızrağı vardı.

İşte, yalancı peyğamber Müseylime, elinde kılıcı ile karşısında duru-yordu. Bütün gücüyle onun üzerine hücum etmek üzere hazırlandı. Aynı anda, Ensâr’dan bir sahâbî de Müseylime’ye hücum etmişti. Nihayet Vahşî, mızrağını Müseylime’ye sapladı ve onu Cehenneme gönderdi. Böylelikle Müslümanların başındaki mühim bir ğaile bertaraf edilmiş oluyordu. Artık Vahşî’nin saadetine sınır yoktu.

Daha sonra hâtıralarını naklettiğinde şöyle derdi: Câhilliye zamanımda insanların en hayırlısını, Müslüman olduktan sonra da insanların en şerlisini öldürdüm. Hz.Osman’ın hilafeti dönemine kadar yaşamıştır. Kendisinden oğlu Hârb, Abdullah bin Adiy bin el-Hiyâr, Ca’fer bin Amr rivâyet etmişlerdir. Ömrünün sonlarında Humus’a yerleşmiş ve orada vefât etmiştir.

Etiketler
Yorum Yap
Biyografi
Vasile Bin Eska Kimdir ?
Vasile Bin Eska Kimdir ?
Vasile Bin Eska Kimdir - Doğum Tarihi ve Yeri,Takriben Miladi 605. Yıl. Ölüm Tarihi ve Yeri, Hicri 83. yılda Şam bölgesinde en son vefât eden sahabidir. 83-105 veya 163 yaşlarında vefat ettiği söylenir. hakkında kesin ve açık olarak gerekli bilgi temin edilememiş bir sahabidir.
Vakid Bin Abdullah Kimdir ?
Vakid Bin Abdullah Kimdir ?
Vakid Bin Abdullah hayatı hakkında bilinen çok rivayet var, Doğum yeri mekke olarak bilinen sahabenin doğum tarihi hakkında bilgi arşivlerde bulunamadı, Bir çok rivayette adı geçen sahabe Vakid Bin Abdullah Kimdir ?
Vedaka Bin İyas Kimdir ?
Vedaka Bin İyas Kimdir ?
Sahabe Vedaka Bin İyas Kimdir - Doğum tarihi net olarak bilinmiyor, Ancak Sahabe Vedaka Bin İyas Medine doğumludur. Ölüm Tarihi ve Yeri : Hicretin 12. Miladi 633 yılların da Yemâme Savaşı’ında şehid oldu. Vedaka bin İyas bin Amr bin Ğanm bin Ümeyye bin Levzan el-Ensariy el-Hazrec Beni Levzan dır.
Vahşi Bin Harb Kimdir ?
Vahşi Bin Harb Kimdir ?
Sahabe Vahşi Bin Harb Ölüm Tarihi ve Yeri : Hz.Osman’ın hilâfeti dönemine kadar yaşa-mıştır. Humus’a yerleşmiş ve orada vefat etmiştir.Kabile Neseb ve Soyu : Vâhşi bin Hârb el-Hâbeşi Cübeyr bin Mut-im bin Adiy bin Nevfel bin Abdümenaf el-Kureyşi en-Nevfeli’nin kölesi veya azadlısı idi.
Vehb Bin Zema El-esedi Kimdir ?
Vehb Bin Zema El-esedi Kimdir ?
Vehb Bin Zema El-esedi Doğum Tarihi ve Yeri: Tarih yok, Mekke doğumludur. Muâviye dönemine kadar yaşadı. Kabile Neseb ve Soyu: Vehb bin Zem’a bin el-Esved bin Muttalib bin Esed bin Abduluzza bin Kusay bin Kilâb el-Kureyşi el-Esedi
​Vebre Bin Yuhannes El-huzai Kimdir ?
​Vebre Bin Yuhannes El-huzai Kimdir ?
Vebre Bin Yuhannes El-huzai Doğum Tarihi ve Yeri Tarih yok bilinmemekte, Yemen San’a doğumludur. hayat hakkında çok fazla bilgi bulunmasa da çeşitli hadislerde adı geçtiğinden dolayı toparlayıp sizlere sunacağımız hale getirdi.
Vehb Bin Sad Bin Ebi Serh Kimdir ?
Vehb Bin Sad Bin Ebi Serh Kimdir ?
Vehb Bin Sad Bin Ebi Serh Kimdir hayatı Takriben Miladi 590 da Mekke de doğdu. Hicri 7. Miladi 629 yılında kırk yaşlarında Mû’te Savaşı’nda şehid oldu. Kabile Neseb ve Soyu, Vehb bin Sa’d bin Ebi Serh bin el-Hâris bin Habib bin Ceziyme bin Mâlik bin Hısl bin Âmir bin Lüey el- Kureyşi el-Âmiri dir.
Sahabe Muhammed Bin Mesleme Kimdir ?
Sahabe Muhammed Bin Mesleme Kimdir ?
Sahabe Muhammed Bin Mesleme Kimdir Takriben Miladi 588 de Medine’de doğdu.Hicri 43. Miladi 663. yıllarda Medine de vefat etti. Kabri Cennetü’l-Bakidedir,Muhammed bin Mesleme bin Seleme bin Hâlid bin Adiy bin Mecdea bin Hârise bin el-Hazrec bin Amr bin Mâlik el-Evs el Ensâri el-Hârisi Beni Abduleşhel’in halifidirler.
Tarık Bin Abdullah El-muharibi Kimdir ?
Tarık Bin Abdullah El-muharibi Kimdir ?
Tarık Bin Abdullah El-muharibi Kimdir ? Kabile Neseb ve Soyu, Tarık bin Abdullah el-Muharibi olarak bilinmektedir, Muhacirmi veya ensarmı hakkında bilgi olmadığı gibi, Doğum tarihi veya ölüm tarihi hakkında herhangi bir bulguya rastlanmadı.
Sahabe Avf Bin Haris Kimdir ?
Sahabe Avf Bin Haris Kimdir ?
Sahabe Avf Bin Haris Kimdir ? Takriben Miladi 589.yıl, Medine’de doğdu. Hicri 2. yıl Ramazan ayı, Miladi 17 Mart 624 de Bedir de 35 yaşlarında şehid oldu, Kabile Neseb ve Soyu : Avf bin Hâris bin Rifaa bin Hâris bin Sevad bin Mâlik bin Ğanm bin Mâlik bin Neccar el-Ensariy el-Hazreciy el-Neccariy’dir.
​Sahabe Amr Bin Sübey Er-Ruhavi Kimdir ? Hayatı
​Sahabe Amr Bin Sübey Er-Ruhavi Kimdir ? Hayatı
Sahabe Amr Bin Sübey Er-Ruhavi Kimdir ? Hayatı hakkında çok fazla bilgiye rastlamadığımız sahabenin Kabile Neseb ve Soyu, Amr bin Subey’ er-Ruhâvi Beni Rehavi, Mechizlerden bir kabileden dir. Doğum yılı ve ölüm yıl hakkında bilgiler arşivlerde yer almamaktadır.
Sahabe Amr Bin Haris Bin Ebi Dirar Kimdir ?
Sahabe Amr Bin Haris Bin Ebi Dirar Kimdir ?
Amr Bin Haris Bin Ebi Dirar Doğum Tarihi ile ilgili Herhangi bir bilgiye malesef rastlayamadık: Müreysi de doğduğu kaynaklarda geçmektedir. Kabile Neseb ve Soyu : Amr bin Hâris bin Ebî Dırar bin Aiz bin Mâlik bin Huzeyme el-Mustalıki olup asılları Huzeymeden sonra Huzeyme bin Sa’d bin Kâ’b İbn-i Amr el-Huzâ-i el-Mustaliki’dir.
Advert
Advert
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak
05:34
Güneş
06:59
Öğle
12:17
İkindi
14:58
Akşam
17:23
Yatsı
18:41
Advert
 istanbul escort