Advert
Advert
Bu haber 05 Ocak 2019 15:05:07 Tarihinde eklenmiştir. 511 Defa Okundu.

Cüveyriye Bint-i Hâris Bin Ebî Dırâr

Cüveyriye bint-i Hâris bin Ebi Dırâr (r.a) validemiz, takriben Miladi 605. yılda, Nübüvvetten beş yıl önce, Müreysi Kuyusu denilen Mekke ile Medine arasında ki Beni Mustalık Oğulları yurdunda dünyaya ğelmiştir

Cüveyriye Bint-i Hâris Bin Ebî Dırâr

Cüveyriye Bint-i Hâris Bin Ebî Dırâr Kimdir?


Baba Adı : Hâris bin Ebi Dırâr.
Anne Adı : Bilgi yok.
Doğum Tarihi ve Yeri : Takriben Miladi 605. yılda Nübüvvetten beş yıl önce Mureysi denilen Mekke ile Medine arasındaki Beni Mustalık yur-dunda dünyaya ğelmiştir.
Ölüm Tarihi ve Yeri : Hicri 50. Miladi 670 yılında 70 yaşlarında iken Medine’de vefat etmiştir. Kabri, Medine de Cennetü’l-Bâkî’de dir.
Fiziki Yapısı : Kısaya yakın orta boylu oldukça güzel bir hanımefendi annemiz idi.
Eşleri : 1-Musâfi bin Safvan 2-Resûlullâh (s.a.v).
Oğulları : Yok.
Kızları : Yok.
Gavzeler : Resûlullâh (s.a.v) ile bazı seferlere katıldı.
Muhacir mi Ensar mı : Beni Mustalik’dan Medine’ye hicret etti.
Rivayet Ettiği Hadis Sayısı : 7 tane.
Sahabeden Kim ile Kardeşti : Bilgi yok.
Kabile Neseb ve Soyu : Cüveyriye bint-i Hâris bin Ebi Dırâr bin Habib bin Âiz bin Mâlik bin Cezime el-Mustalik.
Lakap ve Künyesi : Asıl ismi Berre idi.
Kimlerle Akraba idi : Resûlullâh (s.a.v)’in sekizinci hanımlarıdır. Abdullah ve Amir, ve Tufeyl bin Hâris bin Ebî Dırâr’ın bacılarıdır.
 

Cüveyriye Bint-i Hâris Bin Ebî Dırâr Hayatı:


Cüveyriye bint-i Hâris bin Ebi Dırâr (r.a) validemiz, takriben Miladi 605. yılda, Nübüvvetten beş yıl önce, Müreysi Kuyusu denilen Mekke ile Medine arasında ki Beni Mustalık Oğulları yurdunda dünyaya ğelmiştir. Neseb silsilesi: Cüveyriye (Berre) bint-i Hâris bin Ebi Dırâr bin Habib bin Âiz bin Mâlik bin Cezime el-Mustalik-i dir. Babası: Hâris bin Ebi Dırâr Huzaâ kabilesinin Beni Mustalık oğulları kolunun reislerindendir. Kardeşleri, Abdullah, Amir ve Tufeyl bin Hâris bin Ebî Dırâr’dır.
Bu şanlı âile hicretin beşinci yılından sonra tüm aile fertleriyle İslâm dinini benim-semiş Müslüman olmuşlardı. Dolaysiyle bu âilenin tüm fertleri sahabedirler. Hz.Cüveyriye (r.a) validemiz, Resûlullâh (s.a.v)’in sekizinci hanımlarıdır.
İbn-i Esir; Cüveyriye validemizin asıl isminin Berre olmasına karşın, Cüveyriye ismini ona verenin bizzat Resûlullâh (s.a.v) olduğunu bize nakletmektedir. Berre; saliha ve hayırlı kadın demektir.
Böyle isimler insanın kendi kendini temize çıkarması ve belki ğurura kapılması olarak değerlendiren Resûlullâh (s.a.v), bu ismi Cüveyriye diye değiştirmiştir der.
Veya bazı kaynaklar; Hz.Cüveyriye (r.a)’nın asıl ismi Berre, hayır ve bereket mânâsı olduğu için:
Resûlullâh, Berre’nin yanından çıktı
Veyahut:
Berre Resûlullâh’ın yanından ayrıldı
Veyahut:
Resûlullâh hayır ve bereketten, veya hayır ve bereket Resûlullâhın yanından ayrıldı denilmesinden hoşlanmadığı için:
Berre ismini, kızcağız, veya kadıncık, hanımcık, küçük ve güzel kız mânâsına gelen Cüveyriye ismiyle değiştirdi.
İslâm tarihinde, Cüveyriye ismiyle meşhur olmuş hanım sahabiye vardır. Bunlardan Cüveyriye bint-i Ebi Cehl, Cüveyriye bint-i Mücellel, Cüveyriye bint-i Ebû Süfyan (r.a) gibi
 

Hz.Cüveyriye (r.a) Evliliği:



Hz.Cüveyriye (r.a), Resûlullâh (s.a.v)’le evlenirlerken takriben yirmi küsur veya yirmi dört yaşlarında idi.
Resûlullâh (s.a.v), Hicri 5. Miladi 627 yılında, Hendek Ğazvesi’nin hemen öncesindeki Şaban ayı içerisinde Mustalık oğulları’nın Medine’ye saldırmak için reisleri Hâris bin Ebi Dırâr’ın asker topladığının haberini alır almaz Mustalıkoğulları üzerine bir sefer hazırladı.
Bu sefer tam 28 gün sürdü. Ramazan ayının birinde Medine’ye geri dönüldü. Beni Mustalık Ğazvesi’ndan esir alınan insanları mücahidler arasında bölüştürüldüğü zaman esirler arasında bulunan Mustalıkoğulları reisi Hâris bin Ebi Dırâr’ın kızı Hz.Cüveyriye bint-i Hâris’de, Sâbit bin Kays bin Şemmas’la onun amcasının oğlunun hissesine düşmüştü.
Hz.Cüveyriye, Beni Mustalık reisi Hâris bin Ebi Dırâr’ın kızı olub, Amcasının oğlu, Musâfi bin Safvan, bin Zişşefr ile evli idi. Musafi, Benî Mustalık veya diğer adıyla Müreysi Savaşı’nda öldürülünce Hz.Cüveyriye dul kalmıştı. Hz.Cüveyriye, dokuz ukiye altın karşılığında azad edilmek üzere anlaşma yapmıştı. Hz.Cüveyriye o zaman yirmi veya yirmi dört yaşlarında bulunuyordu.
 

Hz.Âişe (r.a) der ki:


Cüveyriye çok güzel bir kadındı. Onu kim görse hayran kalırdı. Esaretten azad edilmek üzere andlaşmış olduğu dokuz ukiye altını taleb etmek için Resûlullâh (s.a.v)’in yanına kadar gelmişti. Vallâhi onu evimin kapısının önünde görünce bundan hiç hoşlanmadım. Benim onda gördü-ğüm güzelliği Resûlullâh (s.a.v)’in de göreceğini biliyordum. Cüveyriye izin istedi. Ve, Resûlullâh (s.a.v)’in yanına vardı, ve:
Yâ Resûlallâh Ben, Mustalık Oğulları’nın Reisi Hâris bin Ebi Dırâr’ın kızıyım. Bildiğin gibi esirlik belasına uğramışım. Sâbit bin Kays bin Şemmas ile amcasının oğlunun hisselerine düşmüş, kendimi dokuz ukiye altın mukabilinde azadlamak, serbest bıraktırmak üzere andlaşma yapmış bulunuyorum. Ödemek zorunda olduğum kurtulmalık akçesi için senden yardım dilemeye geldim dedi.
Resûlullâh (s.a.v)’de, ona:
Senin için bundan daha hayırlı olanı yok mudur buyurdular.
Cüveyriye (r.a):
Nedir o, yâ Resûlallâh diye sordu.
Resûlullâh (s.a.v):
Senin tarafından kurtulmalık akçesini ödemem ve seni zevceliğe kabul etmemdir buyurdular.
Cüveyriye (r.a):
 Olur yâ Resûlallâh dedi.
O sıralarda da, Babası, Hâris bin Ebi Dırâr’da, kızının kurtulmalığı olmak üzere yanına develer alarak Medine’ye doğru gelmekte idi. Akik Vâdisi’nde iken o develere baktı. İkisine tamah ederek kıyamadı. Onları Akik’de iki dağ arasındaki kuytu bir yere sakladıktan sonra Resûlullâh’ın yanına Medine’ye geldi.
Yâ Muhammed! Kızımı esir etmiştiniz. Şunlar (şu develer) onun kurtulmalığıdır dedi.
Resûlullâh (s.a.v) de:
Bu kadar mı dedi.
Hâris bin Ebi Dırâr:
Evet olanım bu kadar deyince.
Resûlullâh (s.a.v):
 Peki, Akik’de filan dağ arasında, filanca kuytuya saklamış olduğun iki deve nerede kaldı Onları getirmedin mi diye sorunca.
Hâris bin Ebi Dırâr fazla dayanamadı:
 Ben Şehâdet ederim ki, Allâh’dan başka ilâh yoktur. Muhakkak, Sen Muhammed’de, Allâh’ın Resûlüsün!”deyib Kelime-i şehâdet getirib Müslüman oldu.
Ona şunları söyledi:
Vallâhi yâ Resûlallâh! Bunu Allâh’dan ğayrı bilen yoktu
Kendisi ve yanında bulunan iki oğluyla kavminden yanında bulunan bazı kişiler de Müslüman oldular.
Resûlullâh (s.a.v), Sâbit bin Kays’a haber gönderib Hz.Cüveyriye’yi ondan istedi.
Sâbit bin Kays:
Babam, anam Sana fedâ olsun yâ Resûlallâh Onu, Sana, bağışladım dedi.
Resûlullâh (s.a.v)’de, Hz.Cüveyriye (r.a)’nin kurtulmalık akçesini ödeyib Hz.Cüveyriye’yi serbest bıraktırdı. Ve, onu babasına teslim etti. Hz.Cüveyriye (r.a) bunca olanlardan sonra hidayete ermiş ve Müslüman olmuştu. Resûlullâh (s.a.v), onu zevceliğe kabul etmek üzre, babası Hâris bin Ebi Dırâr’dan kızı (Berre) Cüveyriye’yi istedi. O da, bunu kabul etti.
Resûlullâh (s.a.v), Hz.Cüveyriye (r.a)’ya dokuz Ukiyye, veya dörtyüz dirhem mehir verdi.
Hz.Âişe (r.a) der ki:15452
Resûlullâh (s.a.v)’ın Cüveyriye bint-i Hâris bin Ebi Dırâr’la evlendiğinin haberi yayılınca Müslümanlar ellerinde bulunan tüm esirler için:
 Bunlar, Resûlullâh’ın hısımlarıdır Bunlar bizim dayılarımızdır, biz dayılarımızı esir edemeyiz diyerek serbest bıraktılar.
Böylece, Beni Mustalık kadınlarından yüz tane kadın azad edilmiş oldu. Ben kavmi için Cüveyriye’den daha hayırlı ve daha mübârek bir kadın bilmiyorum der.
Veya bu hususta Sahabeler şöyle diyerek:
 Resûlullâh (s.a.v)’ın akraba olduğu bir kabile artık esir kalamaz
Yanlarında esir bulunan bütün esirleri serbest bıraktılar. Böylece Hz.Cüveyriye kabilesinden yediyüz esirin azad edilmesine vesile oldu. Ayrıca Benî Mustalık’dan birçok kimseler de bu asil davranış karşısında Müslüman oldular.
Başka bir rivâyette ise:
Hâris bin Ebi Dırâr, Medine’ye geldiği zaman, Resûlullâh’ın huzuruna çıkıb:
Kızım gibi bir kadın, esir olarak tutulamaz. Bu, benim mevkim ve şerefimle bağdaşmaz. Onu, serbest bırak demişti.
Resûlullâh (s.a.v):
 Onu, dilediğini seçmekte serbest bırakmamızı uygun görür güzel bulur musun diye sormuş,
Hâris de:
Evet Üzerine düşen vazifeyi yerine getirmiş olursun demişti.
Bunun üzerine, Hâris, hemen kızının yanına varmış:
 Kızım bak, şu zat seni dilediğin yolu seçmekte serbest bırakmıştır. İstediğini tercih edeceksin. Sakın kızım, bizi rezil rüsvay etme demişti.
Oysa böyle demekle kızına karşı ilk baskıyı kendisi yapmıştı bile!. Fakat, Hz.Cüveyriye hiç tereddütsüz şu cevabı verir.
Ben, Resûlullâh (s.a.v)’i tercih ediyorum deyince,
Babası Haris:
Vallâhi, sen, bizi rezil ve rüsvay ettin demişti.
 

Hz.Cüveyriye (r.a) der ki;


Resûlullâh (s.a.v), Benî Mustalık Seferi’ne gelmeden üç gece önce rü’yam da, ay’ın Medine’den sanki yürüyüp gömleğime girdiğini gördüm. Resûlullâh bize gelinceye kadar bunu halktan hiç kimseye haber vermeyi uyğun görmedim. Resûlullâh (s.a.v), bizim taraflara doğru geldiği sırada biz, Müreysi suyu üzerinde bulunuyorduk. Çok geçmeden tasvir ve tarif edemiyeceğim kadar çok sayıda insanlar, atlar ve silahlar görünmüştü.
Fakat, Müslüman olduğum ve Resûlullâh (s.a.v) tarafından zevceliğe kabul buyrulduğum zaman, Müslümanlara baktım. Onlar, hiç de, evvelce görmüş olduğum gibi çok sayıda ve silahlı değildiler. Anladım ki; Yüce Allâh tarafından, müşriklerin kalblerine korku düşürmek için onlara böyle gösterilmişti
Beni Mustalıklar’dan Müslüman olan bir zat da:
 Biz, ablak atlar üzerinde beyaz adamlar görmüştük ki, onları, ne bundan önce, ne de, sonra görmemiştik demiştir.
Hz.Cüveyriye (r.a) vâlidemiz çok oruç tutar, ve çok namaz kılardı. Hz.Cüveyriye bir gün sabah namazını kıldığı sırada veya kıldıktan sonra namazgâhında duâ ve zikir ederken Resûlullâh (s.a.v), onun yanına uğra-yıb ayrılmıştı. Kaba kuşluk vakti veya gündüzün yarısı olduğu sıralarda geriye döndü. Hz.Cüveyriye’nin yanına uğradı. Hz.Cüveyriye hâlâ namazgâhında idi. Resûlullâh (s.a.v), ona:
 Cüveyriye! Sen, hâlâ yanından ayrıldığım sıradaki; hal üzerine mi devam ediyorsun diye sordu.
Hz.Cüveyriye (r.a):
 Evet dedi.
Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v) şöyle buyurdu:
Ben, senden ayrıldıktan sonra, üç defa, şu dört kelimeyi söyledim ki, Bu gün sabahdan beri senin söylediklerinle tartılsa onlardan daha ağır gelir. Dikkat et okuyacağın o kelimeleri sana da, öğreteyim:
Sübhanallâhi adede hâlkihî: Yüce Allâh’ı yarattıkları adedince tenzih ve tesbih ederim.
Sübhanallâhi Rıdae nefsihi: Yüce Allâh’ı kendisinin râzı olacağı şekilde tenzih ve tesbih ederim.
Sübhanallâhi Ziynete Arşihi: Yüce Allâh’ı arşın ağırlığınca tenzih ve tesbih ederim.
Sübhanallâhi Midâde Kelimâtihi: Yüce Allâh’ı Kelimeler adedince tenzih ve tesbih ederim de buyurdular.
Hz.Cüveyriye (r.a)’nın bu tavsiyelerinden sonra, artık bu tesbihatı denilen sayıda zikretmeye başladı ve ölene kadar da devam etti.
Hz.Cüveyriye vâlidemiz, Resûlullâh (s.a.v)’in diğer hanımları gibi çok yardım sever. Kendisi yemez, fakirleri kollar onlara yedirirdi.
Bir gün, Resûlullâh (s.a.v), onun odasına gelmiş kendisine:
Yiyecek var mı diye sormuştu.
Hz.Cüveyriye:
Hayır, vallâhi yanımızda yiyecek bir şey yok. Yalnız, biraz davar kemiği vardı. Onu da sadaka olarak kadın azadlımıza vermiştim dedi
Hz.Ömer (r.a), hilafeti zamanında Resûlullâh (s.a.v)’ın hanımlarına senelik tam tahsisat verilirken, Hz.Cüveyriye ile Hz.Sâfiye’ye, diğerlerine kıyasen yarı tahsisat verilince, her ikiside bunun adaletsiz bir uyğulama olduğunu beyan ederek almadılar.
Bunun üzerine, halife Hz.Ömer (r.a) bu itirazı yerinde bularak, onlara da diğerleri kadar tahsisat bağladı.
 

Hz.Cüveyriye (r.a) Anlatıyor:


Hz.Cüveyriye (r.a), Resûlullâh (s.a.v)’den yedi tane hadis rivâyet etmiştir. Bunlardan biri Sâhih-i Buhâri’de biri Sâhih-i Müslim’de ve diğerlerinde bulunmaktadır. Kendisinden, Abdullah İbn-i Abbas, Câbir bin Abdullah, Abdullah İbn-i Ömer, ve Mücahid bin Cebr gibi sahabi ve tabiiler rivâyette bulunmuşlardır.
Rivâyet ettiği bir hadis-i şerifte; nafile orucun yalnız Cuma günleri tutulmayıb, Perşembe, Cuma veya Cuma, Cumartesi günleri de tutulmasının gerektiğini anlamaktayız.
Resûlullâh (s.a.v)’in, bu mübârek hanımı, hicretin ellinci veya elli altıncı yılında yetmiş yaşlarında iken vefât etti. Cenaze namazını Mervan bin Hakem kıldırdı.
Kabri, Medine de Cennetü’l-Bâkî’dedir.
Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan râzı olsun
Etiketler
Yorum Yap
Biyografi
Karaköprü Bağımsız Belediye Başkan Adayı Serhat Erdem Kimdir?
Karaköprü Bağımsız Belediye Başkan Adayı Serhat Erdem Kimdir?
Sosyal Medya'da en çok konuşulup merak edilen, Bağımsız Karaköprü Belediye başkan adayı Serhat ERDEM kimdir? Serhat Erdemi tanıdıkça çok şaşıracaksınız. Bakın aslında kimdir?
Sahabe Reyhane Bint-i Şem’un
Sahabe Reyhane Bint-i Şem’un
Sahabe Reyhane Bint-i Şem’un hayatı hakkında bilgi. Kabile Neseb ve Soyu : Reyhâne bint-i Şem’un bin Zeyd bin Kasâme Benî Kureyza dandır. Veya Reyhâne bint-i Amr, bin Hunâfe.
Sahabe Dü’sûr Bin El-hâris
Sahabe Dü’sûr Bin El-hâris
Ğatafan kabilesinin reisi olub uzun künyesi Dü’sûr bin el-Hâris bin Muhârib, kendisi Ğavres el-Ğatafani diye tanınırdı. Bazı kaynaklarda Beni Muhârib’e nisbetle Muhâribi diye de anılır. Hicretin 3. yılı Rebiülevvel ayı Miladi 624-625 yılının ilk ayında Ğatafân Kalibesinin Beni Sa’lebe ve Beni Muhârib kollarına mensub bazı yağmacılar.
Sahabe Dâvûd Bin Urve Bin Mes’ûd
Sahabe Dâvûd Bin Urve Bin Mes’ûd
İslâm tarihinde iki tane çok meşhur Urve bin Mes’ûd adında sahabi vardır. Bunlardan biri Urve bin Mes’ûd el-Ğifâri, diğeri ise meşhur Urve bin Mes’ûd es-Sekafi dir. İşte anlatmaya çalışacağımız sahebe Dâvûd bin Urve (r.a), böyle önemli bir zatın oğludur.
Sahabe Dubâa Bint-i Zübeyr Bin Abdülmuttalib
Sahabe Dubâa Bint-i Zübeyr Bin Abdülmuttalib
Dubâa bint-i Zübeyr bin Abdülmuttalib (r.a) Resûlullâh (s.a.v)’ın amcası Zübeyr’in kızı olub sahâbiden meşhur Mikdâd bin Esved’in eşidir. Mekke doğumludur ancak hangi tarihte doğduğu belli değildir. Mikdad bin Esved ile olan evliliğinden Abdullah ve Kerime isminde iki çocukları vardı.
Sahabe Dırâr Bin Hattâb
Sahabe Dırâr Bin Hattâb
Dırâr bin Hattâb, bin Mirdâs, el-Kureyşi şair bir sahâbi idi. Babası Hattâb, Kureyş kabilesinin bir kolu olan Beni Fihr’in reisiydi. Kendisi de Kureyş’in en iyi şairi ve cengâveri sayılırdı. İslâmiyetten önce meydana gelen Ficâr Savaşı’nda Beni Fihr’lerin bayraktarlığını yapmıştı
Sahabe Dırâr Bin Ezver
Sahabe Dırâr Bin Ezver
Ebû’l-Ezver Dırâr, bin Mâlik, bin Evs, el-Esedi. Şair ve cengâver bir sahâbidir. Ebû Bilâl künyesiyle de anılmaktadır. Babası Mâlik bin Evs, “Eğri boyunlu”anlamına gelen Ezver lakabıyla tanındığı için o da Dırâr bin Ezver diye şöhret bulmuştu
Dımâm Bin Sa’lebe
Dımâm Bin Sa’lebe
Resûlullâh (s.a.v)’ın süt annesi Hz.Halime’nin kabilesi olan Sa’d bin Bekir’ler bazı kaynaklara göre; Hicretin 9. Miladi 630-631 yılında, bazı kaynaklara göre ise; Hicretin 5. Miladi 626-627 veya Hicretin 7. Miladi 628-629 yıllarında Dımâm bin Sa’labe başkanlığında bir heyeti Medine’ye Resûlullâh (s.a.v)’e elçi olarak gönderdiler.
Damre Bin Sa’lebe El-behzi
Damre Bin Sa’lebe El-behzi
Damre bin Sa’lebe el-Behzi, es-Sülemi’dir. Onun Resûlullâh (s.a.v) ile sohbeti vardır. Resûlullâh (s.a.v)’den sonra Şam’a veya Humus’a yer-leşmiştir. Hadisini Şamlılar rivayet etmiştir. Şöyle ki: Ahmed bin Hanbel ve Beğavi, Yahya bin Cabir tarikiyle Damre bin Sa’lebe’den şöyle rivayet ettiler. Resûlullâh (s.a.v)’e sırtında Yemen elbiselerinden iki elbise bulunduğu halde geldi. Resûlullâh (s.a.v) ona şöyle dedi:
Dahhâk Bin Süfyan Bin Avf
Dahhâk Bin Süfyan Bin Avf
İslâm tarihinde iki tane Dahhâk bin Süfyan vardır. Bunların farkı şudur. Birisi, Dahhâk bin Süfyan bin el-Hâris es-Sülemi dir. Diğeri ise; bizim anlatacağımız, Dahhâk bin Süfyan bin Avf el-Âmiri el-Kelbi’dir. Bu zat kahramanlığıyla tanınan bir sahabidir. Kilâb Oğulları’ndan olub Medine köylerinden birinde yaşardı
Dahhâk Bin Kays Bin Hâlid
Dahhâk Bin Kays Bin Hâlid
Dahhâk bin Kays bin Hâlid’ın hayatının ilk dönemleri hakkında kaynaklarda yeterli bilgi yoktur. Kaç tarihinde doğmuş olduğu bilinmemektedir. Ancak genel görüş, onun Resûlullâh (s.a.v)’ın vefatından altı veya yedi yıl önce Miladi 625-26 yıllarında doğduğu yolundadır.
Dahhâk Bin Hârise
Dahhâk Bin Hârise
Dahhâk bin Hârise (r.a), Medine doğumludur. Ancak hangi tarihte doğduğu ise belli değildir. Babasının ismi; Hârise bin Zeyd’dir. Annesi’nin ismi ise bilimemektedir. Neseb silsilesi de şöyledir; Dahhâk bin Hârise bin Zeyd bin Sa’lebe bin Ubeyd bin Adiy bin Ğanm bin Kâ’b bin Selimetü’l-Ensâri el-Hazreci sonra Sülemi dir.
Advert
Advert
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak
04:59
Güneş
06:21
Öğle
12:39
İkindi
16:03
Akşam
18:46
Yatsı
20:01
Advert
 Yandex.Metrica