Advert
Advert
Bu haber 05 Ocak 2019 11:51:12 Tarihinde eklenmiştir. 406 Defa Okundu.

Cübeyr Bin Mut’im

Cübeyr bin Mut’im, bin Adiy, Kureyş’in ileri gelenlerinden Mut’im bin Adiy’yin oğludur. Annesinin ismi: Ümmü Cemil bint-i Şu’be bin Abdul-lah bin Ebu Kays, Künyesi ise; Ebû Muhammed’dir. Cübeyr bin Mut’im Mekke’de doğdu ancak kaç yılında doğduğu bilinmiyor. Cübeyr bin Mut’im okuma yazma bilen nadir olan insanlardandı

Cübeyr Bin Mut’im

Cübeyr Bin Mut’im Kimdir?


Baba Adı : Mut’im bin Adiy bin Nevfel.
Anne Adı : Ümmü Cemil bint-i Şu’be bin Abdullah.
Doğum Tarihi ve Yeri : Tarih yok, Mekke doğumludur.
Ölüm Tarihi ve Yeri : Hicri 59. Miladi 678-79 yılında Medine’de vefat etti. Kabri, Medine’de Cennetül Bâki de dir.
Fiziki Yapısı : Bilgi yok.
Eşleri : 1-Kuteyle bint-i Amr. 2-Ümmü Kıtâl bint-i Nafi. 3-Kavvâle bint-i el-Hakem. 4-Ümmü Huceyr bint-i Hakim. 5-Rebia kabilesinden ismini bilmediğimiz bir kadın ve Ümmü veledleri...
Oğulları : Nafi’, Muhammed el-Ekber, Muhammed el-Asğar, Said el-Ekber, Said el-Asğar, Abdurrahman el-Ekber Abdurrahman el-Asğar, Ebu Süleyman.
Kızları : Ümmü Habib, Ümmü Said, Ümmü Cübeyr, Remle bint-i Cübeyr.
Gavzeler : Huneyn ve sonraki savaşlara iştirak etmiştir.
Muhacir mi Ensar mı : Mekkelidir. Ancak hicret edemedi.
Rivayet Ettiği Hadis Sayısı : 60 tane.
Sahabeden Kim ile Kardeşti : Bilgi yok.
Kabile Neseb ve Soyu : Cübeyr bin Mut’im bin Adiy bin Nevfel bin Abdimenaf bin Kusay el-Kureyşi el-Nevfeli’dir.
Lakap ve Künyesi : Ebû Muhammed, Ebâ Adiy.
Kimlerle Akraba idi : Bilgi yok.
 

Cübeyr Bin Mut’im Hayatı:



Cübeyr bin Mut’im, bin Adiy, Kureyş’in ileri gelenlerinden Mut’im bin Adiy’yin oğludur. Annesinin ismi: Ümmü Cemil bint-i Şu’be bin Abdul-lah bin Ebu Kays, Künyesi ise; Ebû Muhammed’dir. Cübeyr bin Mut’im Mekke’de doğdu ancak kaç yılında doğduğu bilinmiyor. Cübeyr bin Mut’im okuma yazma bilen nadir olan insanlardandı. Neseb ilmi, şiir gibi edebi yönden yine o ğün için çok sayılı kişilerdendir. Ata soyu; Resûlullâh (s.a.v) ile Abdimenaf’da birleştiğinden, amca oğlu sayılırlardı. Nevfel Oğulları’nın ve Kureyşilerın eşraflarından olduğu için Câhiliye devrinde ve İslâm döneminde büyük bir itibara sahibtiler.
Babası Mut’im bin Adiy, Bedir Savaşı’ndan bir süre önce müşrik olarak ölmesine rağmen Mekke döneminde Resûlullâh (s.a.v)’e iyiliği do-kunmuş, ve O’na destek vermişti. Buna rağmen oğlu Cübeyr’in uzun süre İslâmiyet dinin’e düşman kaldığı anlaşılıyor. Nitekim Hicretten önce Dârü’n-Nedve’de Mekke müşriklerinin Resûlullâh’ın öldürülmesine karar verildiği zaman, Nevfel Oğulları’nın temsilcilerinden biri de Cübeyr idi. Resûlullâh (s.a.v)’ın Mekke hayatı boyunca ona hidayet nasib olmadı.
Hâttâ Cübeyr bin Mut’im, henüz genç iken onu evlendirmek için Kureyş’in ileride gelen babası, Mut’im bin Adiy, Hz.Ebû Bekr’in kızı Hz.Âişe’yi oğlu Cübeyr’e istemişti. Ebû Bekr’de Cübeyr’e vermeye söz vermişti. Mut’im bin Adiy âilesi de bu nişan işini sallıyorlardı. Fakat daha sonraları, bundan habersiz olan Resûlullâh’a Osman bin Maz’un’un hanı-mı, Havle bint-i Hakim Hz.Âişe’yi Resûlullâh (s.a.v)’e istemek için aracı oldu. Osman İbn-i Maz’un’un hanımı, Havle bint-i Hakim, Hz.Âişe’yi âilesinden istemek üzere gidince Ebû Bekr (r.a)’ın hanımı:
Vallâhi şimdiye kadar Ebû Bekr, verdiği hiçbir sözden asla geri dönmedi. Bakalım ne olacak dedi.
Ebû Bekr (r.a) bu iş için evden çıkıp, Mut’im bin Adiy’lere gitti. Mut’im, Cübeyr’in annesi ile birlikte evinde oturuyordu. Ebu Bekr, (r.a) Mut’im bin Adiy’e:
Şu bizim kızın işine ne diyorsun diye sordu.
Mut’im bin Adiy, karısına dönerek:
Sen ne diyorsun hatun dedi.
Karısı:
Eğer, biz, senin kızını oğlumuza alırsak, sen bizim oğlumuzu da kendi dinine döndürürsün dedi.
Ebû Bekr (r.a) Mut’im’e dönerek:
Senin fikrin ne diye sordu.
Mut’im bin Adiy:
Söylediklerini duydun diye karşılık verdi.
Hz.Ebû Bekr (r.a) sözünü yememiş olmanın verdiği sevinçle çıktı, doğruca Havle’ye gelerek bu işin Resûlullâh’ın istediği gibi olacağını haber verdi.
Hicretten sonra Bedir Savaşı oldu. Cübeyr bin Mut’im bu savaşa müşriklerin safında katıldı, ve daha sonra esir alınanların fidyesini getirdi. Olayı kendisi şöyle anlatır:
Bedir Savaşı’ndan sonra, ben, esir edilen Kureyşilerin kurtulmalık akçelerini Resûlullâh’a ödemek için, Mekke’den, Medine’ye gelmiştim. İkindi namazı’ndan sonra Mescidde yanımın üzerine uzandım orada beni uyuklama tuttu uyudum. Resûlullâh, akşam namazında Tûr sûresini okurken korkuyla doğruldum. Okuduklarını dinlemeye başladım. Tûr sûresini Resûlullâh (s.a.v)’den dinleyib Mescid den dışarı çıktım. Daha o günden itibaren iman ve islâm kalbime yerleşmeye başladı. Özellikle şu âyetler:
Yoksa onlar, bir şeysiz, yaradansız olarak mı yaradıldılar Yoksa, kendileri midir yaradıcıları Yoksa gökleri ve yerleri onlar mı yaraddılar Hayır onlar yakin sahibi değiller
Âyetlerini dinlediğim zaman kalbim uçuyordu. Namaz’dan sonra, Bedir esirleri hakkında Resûlullâh (s.a.v) ile konuştum.
Resûlullâh (s.a.v), bana:
Ey Cübeyr! Eğer, baban Mut’im bin Adiy sağ olsaydı ve bize şu esirler hakkında şefaatçı gelseydi şefaatını kabul ederdik. Şu kokuşmuşlar hakkında bana söyleseydi, onları hiç şübhesiz onun hatırı için kurtulmalık akçesini almaksızın bağışlar serbest bırakırdım!” buyurdular.
Bedir’den sonra kalben Müslüman olduğu beyan ediliyorsa da İmam Buhâri’ye göre, Hudeybiye sulh andlaşması ile Mekke fethi arasında gelerek İslâmiyeti kabul etmiştir. Bazılarına göre ise; Mekke fethi’nden önce İslâmiyeti kabul etmiştir. En doğrusunu Allâh bilir.
Ancak, tarihi seyre baktığımız da, karşımıza şu olayların çıktığı da bir gerçektir. Medine’den Kureyş esirlerinin bir kısmını alarak Mekke’ye geriye döndüğü zaman, Bedir yenilgisinin intikamını almak için, Kureyş kervanından elde edilen kârın sahiblerine dağıtılmıyarak yeni bir savaş (Uhud) hazırlıklarına sarf edilmesini Ebû Süfyân’a teklif edenler arasında Cübeyr bin Mut’im’de vardı.
Ayrıca çevreden yardım sağlamak üzere, meşhur şâir Ebû Azze’yi ısrarla, hâttâ tehditle harekete geçirmişti. Cübeyr bin Mut’im’in diğer bir özelliği ise Hz.Hamza yı şehid eden Habeşli köle Vahşi bin Harb onun kölesi idi. Kölesi Vahşi bin Harb’e Bedir’de amcası Tuayme bin Adiy’i öldüren Hz.Hamza (r.a)’ı öldürüb, ortadan kaldırdığı takdirde kendisini hürriyetine kavuşturacağını vaad etmişti. Uhud’da Vahşi Hz.Hamza’yı şehid edince Cübeyr çok sevinmişti. Daha sonra Reci’ faciasında esir alınan Hubeyb’i Mekke’de eziyetle öldürenlerden biri de, yine oydu.
Hudeybiye sulh andlaşması’ndan sonra, Cübeyr bin Mut’im, eski düşmanlıklarından vaz geçmiş ve Hicri altıncı yılın sonunda Miladi 628 yılında kendi isteğiyle gelerek Müslüman olmuştur. Hâttâ bir rivâyete göre; Hayber’in fethine katılarak Resûlullâh (s.a.v)’den kendi kabilesine ğanimetten pay vermesini istemiştir. Şöyle nakledilir:
Hz.Osman’la birlikte Resûlullâh’a geldi. Her ikisi, kendilerine tıpkı
Beni Hâşim, ve Beni Muttalib’e taksim ettiği gibi taksim etmesini rica edip şöyle dediler:
Bizim akrabalığımız birdir
Yani Hâşim, Muttalib ve Nevfel, Cübeyr’in dedeleridir. Abdi Şems ise Osman’ın dedesidir. Yani kardeştirler. Resûlullâh razı olmadı ve şöyle buyurdular:
Beni Hâşim ile Beni Muttalib aynı şey, aynı soydan gelmektedir
Cübeyr bin Mut’im (r.a), Mekke’nin fethi sırasında İslâmiyeti kabul eden Tûleka’dan olduğu da söylenir. Daha sonra İslâm ordusuyla birlikte Huneyn Savaşı’na müellefe-i kulûb olarak katılmış ve Resûlullâh (s.a.v), Cübeyr’e, Ci’rane’de ğanimet taksiminde oldukça büyük hisse vermiştir. Cübeyr bin Mut’im, Huneyn Savaşı’nda gördüklerini şöyle anlatır:
Hevazinler bozğuna uğramadan Müslümanlarla çarpıştıkları sırada gökten simsiyah örtü gibi bir şeyin gelip, bizim ile Hevazinler arasına düştüğünü bu gökten gelip bizimle Hevazinleri gölgeleyen ve ufku kaplayan siyah şemsiye gibi şeye dikkatlice baktığım zaman onun siyah karın-calar olduğunu ve vadiyi doldurduğunu, Huneyn Vâdisi’nde karınca seli aktığını gördüm.
Onların, Meleklerden ibaret, Allâh tarafından yardım olup, Allâh’ın bizi onlarla desteklediğinde hiç şübhe etmedim. Nihayet Hevazin müşriklerinin bozğuna uğramalarından başka bir şey vak’i olmadı. Yüce Allâh Huneyn’de Resûlullâh (s.a.v)’i beş bin Melekle desteklemiş Hevazinleri bozğuna uğratmış daha kılıç vurulmadan mızrak saplanmadan onları korkutup kaçırmıştı
 

Cübeyr bin Mut’im den: Resûlullâh (s.a.v), Konuşması:


Cübeyr Bir yolculuğa çıktığın zaman, arkadaşlarının arasında en güzel görünüşe ve en çok azığa sahib olmak ister misin dedi.
Anam babam sana kurban olsun, istemez olur muyum dedim.
O halde, şu beş sûreyi oku: Kâfirûn, Nasr, İhlas, felak, ve Nas. Her sûreye Besmele ile başla ve Besmele ile bitir buyurdular.
Şimdi zenginim. Vaktiyle bir yolculuğa çıktığım zaman arkadaşla-rım arasında en mütevazi ve azığı en az olanı bendim. Resûlullâh (s.a.v) bana bunları öğretti bende okudum. Yolculuk müddetince arkadaşlarım arasında elbisesi en güzel ve azığı en çok olan ben oldum
Cübeyr bin Mut’im (r.a)’ın Tâif Kuşatmasına ve Tebûk Seferlerine katılıb katılmadığı hususu ihtilaflıdır. Resûlullâh (s.a.v)’le Vedâ Haccı’na katılmış Resûlullâh’ın vefatından sonra, birinci halife Hz.Ebû Bekr (r.a) devrinde mürtedlerle yapılan bir çok savaşlara iştirak etmiştir.
İkinci halife Hz.Ömer (r.a) zamanında ise, genel olarak Medine’de kalıb meşveret heyetinde zaman zaman bulunmuştur. Bu arada Velid bin Hişam, bin Muğire, Şam taraflarına gittiği zaman, oradaki idarecilerin bir defter tutub orduyu tanzim ettiklerini bildirince Hz.Ömer (r.a)’de defter tutmaya kalkmış ve bu hususda “Enseb” Nesebler ilmini çok iyi bilen Cübeyr bin Mutim, Akil bin Ebi Talib, ve Mahreme bin Nevfeli bu iş için görevlendirmiştir.
Hz.Ömer (r.a) yukarıda ismi geçen sahabelere:
İçtimai (sosyal) mevkilerine göre insanları yazınız
Emrini verdikten sonra üç kişilik heyet ilk önce Haşim Oğullarından başlayarak sonra, Hz.Ebû Bekr ve daha sonra da Hz.Ömer’in kabilesinin neseblerini yazmışlardır.
Hz.Ömer (r.a) bunu görünce şöyle dedi:
Vallâhi ben şöyle olmasını isterdim, Resûlullâh’e en yakın olandan başlayınız. Ve, Ömer’i Allâh’ın tain ettiği gerçek yerine koyunuz
Osman bin Abdullah bin Mevheb’den:
Cübeyr bin Mut’im (r.a), bir gün bir su kenarına varmıştı. Orada bulunanlar bir miras meselesi hakkında ona soru sordular.
Cübeyr bin Mut’im (r.a):
Bilmiyorum Fakat, benimle birini gönderin sizin için o meseleyi birine sorub öğreneyim diye karşılık verdi.
İçimizden birisini onunla birlikte gönderdik. Cübeyr (r.a), Ömer bin Hattab (r.a)’a gelerek o meseleyi sormuştu.
 

Ömer bin Hattab (r.a):


Fakih ve Âlim olmak isteyen Cübeyr bin Mut’im gibi yapsın demiş. Cübeyr ona kendisinin bilmediği soruyu sorunca Hz.Ömer (r.a):
Allâh bilir diye karşılık vermiştir. 
Cübeyr bin Mut’im (r.a), halife Hz.Ömer tarafından Kûfe valiliğine tayin edilmiş ise de bu tayinin hemen ardından Muğire bin Şu’be onun azlini ve kendi tayinini sağlamıştır. Halife Hz.Osman’a karşı ayaklanarak Medine’ye yürüyen âsileri geri çevirmek üzere onlarla görüşmeye giden ğrub arasında yer almış, Hz.Osman (r.a), şehid edilince her türlü tehlikeyi göze alarak onun defin işlerinde hazır bulunmuş, bir rivâyete göre de; Hz.Osman’ın cenaze namazını o kıldırmıştır.
Hz.Ali (r.a) döneminde Sıffın hadisesinde Hakem Vak’ası’nda Amr bin Âs ile Ebû Mûsâ el-Eş’ari ile anlaşmazlığa düştüğü zaman Kureyş’in ileri gelenlerinden beş kişi ile istişareyi teklif etmişti. Bu beş kişiden birisi de Cübeyr bin Mut’im idi.
Cübeyr bin Mut’im (r.a), yumuşak huylu, ve ileri görüşlü bir kişi olub, neseb, soy sop bilgisi konusunda ki bilgisi ile tanınırdı. Bu hususta aslında hocası Ebû Bekr (r.a) idi.
Resûlullâh (s.a.v)’den altmış hadis rivâyet etmiştir. Kendisinden de rivâyetleri Kütüb-i Sitte’de yer alan iki fakih oğlu Nâfi’ ve Muhammed bin Cübeyr ile Süleyman bin Sûred, Abdurrahman bin Ezher, Said bin Müsey-yeb gibi âlimler rivâyette bulunmuştur. 
El-İsabe’ye göre; Hicretin 57-58-59. Miladi 678-79 yıllarında diğer eserlere göre; Hicretin 54. Miladi 674 yılında Muâviye bin Ebû Süfyân devrinde Medine’de vefat ederek, Cennetü’l-Baki Kabristanlığına defn edilmiştir. Kabri ise, Medine’de Cennetü’l-Baki’de dir.
Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.
 
Etiketler
Yorum Yap
Biyografi
Karaköprü Bağımsız Belediye Başkan Adayı Serhat Erdem Kimdir?
Karaköprü Bağımsız Belediye Başkan Adayı Serhat Erdem Kimdir?
Sosyal Medya'da en çok konuşulup merak edilen, Bağımsız Karaköprü Belediye başkan adayı Serhat ERDEM kimdir? Serhat Erdemi tanıdıkça çok şaşıracaksınız. Bakın aslında kimdir?
Sahabe Reyhane Bint-i Şem’un
Sahabe Reyhane Bint-i Şem’un
Sahabe Reyhane Bint-i Şem’un hayatı hakkında bilgi. Kabile Neseb ve Soyu : Reyhâne bint-i Şem’un bin Zeyd bin Kasâme Benî Kureyza dandır. Veya Reyhâne bint-i Amr, bin Hunâfe.
Sahabe Dü’sûr Bin El-hâris
Sahabe Dü’sûr Bin El-hâris
Ğatafan kabilesinin reisi olub uzun künyesi Dü’sûr bin el-Hâris bin Muhârib, kendisi Ğavres el-Ğatafani diye tanınırdı. Bazı kaynaklarda Beni Muhârib’e nisbetle Muhâribi diye de anılır. Hicretin 3. yılı Rebiülevvel ayı Miladi 624-625 yılının ilk ayında Ğatafân Kalibesinin Beni Sa’lebe ve Beni Muhârib kollarına mensub bazı yağmacılar.
Sahabe Dâvûd Bin Urve Bin Mes’ûd
Sahabe Dâvûd Bin Urve Bin Mes’ûd
İslâm tarihinde iki tane çok meşhur Urve bin Mes’ûd adında sahabi vardır. Bunlardan biri Urve bin Mes’ûd el-Ğifâri, diğeri ise meşhur Urve bin Mes’ûd es-Sekafi dir. İşte anlatmaya çalışacağımız sahebe Dâvûd bin Urve (r.a), böyle önemli bir zatın oğludur.
Sahabe Dubâa Bint-i Zübeyr Bin Abdülmuttalib
Sahabe Dubâa Bint-i Zübeyr Bin Abdülmuttalib
Dubâa bint-i Zübeyr bin Abdülmuttalib (r.a) Resûlullâh (s.a.v)’ın amcası Zübeyr’in kızı olub sahâbiden meşhur Mikdâd bin Esved’in eşidir. Mekke doğumludur ancak hangi tarihte doğduğu belli değildir. Mikdad bin Esved ile olan evliliğinden Abdullah ve Kerime isminde iki çocukları vardı.
Sahabe Dırâr Bin Hattâb
Sahabe Dırâr Bin Hattâb
Dırâr bin Hattâb, bin Mirdâs, el-Kureyşi şair bir sahâbi idi. Babası Hattâb, Kureyş kabilesinin bir kolu olan Beni Fihr’in reisiydi. Kendisi de Kureyş’in en iyi şairi ve cengâveri sayılırdı. İslâmiyetten önce meydana gelen Ficâr Savaşı’nda Beni Fihr’lerin bayraktarlığını yapmıştı
Sahabe Dırâr Bin Ezver
Sahabe Dırâr Bin Ezver
Ebû’l-Ezver Dırâr, bin Mâlik, bin Evs, el-Esedi. Şair ve cengâver bir sahâbidir. Ebû Bilâl künyesiyle de anılmaktadır. Babası Mâlik bin Evs, “Eğri boyunlu”anlamına gelen Ezver lakabıyla tanındığı için o da Dırâr bin Ezver diye şöhret bulmuştu
Dımâm Bin Sa’lebe
Dımâm Bin Sa’lebe
Resûlullâh (s.a.v)’ın süt annesi Hz.Halime’nin kabilesi olan Sa’d bin Bekir’ler bazı kaynaklara göre; Hicretin 9. Miladi 630-631 yılında, bazı kaynaklara göre ise; Hicretin 5. Miladi 626-627 veya Hicretin 7. Miladi 628-629 yıllarında Dımâm bin Sa’labe başkanlığında bir heyeti Medine’ye Resûlullâh (s.a.v)’e elçi olarak gönderdiler.
Damre Bin Sa’lebe El-behzi
Damre Bin Sa’lebe El-behzi
Damre bin Sa’lebe el-Behzi, es-Sülemi’dir. Onun Resûlullâh (s.a.v) ile sohbeti vardır. Resûlullâh (s.a.v)’den sonra Şam’a veya Humus’a yer-leşmiştir. Hadisini Şamlılar rivayet etmiştir. Şöyle ki: Ahmed bin Hanbel ve Beğavi, Yahya bin Cabir tarikiyle Damre bin Sa’lebe’den şöyle rivayet ettiler. Resûlullâh (s.a.v)’e sırtında Yemen elbiselerinden iki elbise bulunduğu halde geldi. Resûlullâh (s.a.v) ona şöyle dedi:
Dahhâk Bin Süfyan Bin Avf
Dahhâk Bin Süfyan Bin Avf
İslâm tarihinde iki tane Dahhâk bin Süfyan vardır. Bunların farkı şudur. Birisi, Dahhâk bin Süfyan bin el-Hâris es-Sülemi dir. Diğeri ise; bizim anlatacağımız, Dahhâk bin Süfyan bin Avf el-Âmiri el-Kelbi’dir. Bu zat kahramanlığıyla tanınan bir sahabidir. Kilâb Oğulları’ndan olub Medine köylerinden birinde yaşardı
Dahhâk Bin Kays Bin Hâlid
Dahhâk Bin Kays Bin Hâlid
Dahhâk bin Kays bin Hâlid’ın hayatının ilk dönemleri hakkında kaynaklarda yeterli bilgi yoktur. Kaç tarihinde doğmuş olduğu bilinmemektedir. Ancak genel görüş, onun Resûlullâh (s.a.v)’ın vefatından altı veya yedi yıl önce Miladi 625-26 yıllarında doğduğu yolundadır.
Dahhâk Bin Hârise
Dahhâk Bin Hârise
Dahhâk bin Hârise (r.a), Medine doğumludur. Ancak hangi tarihte doğduğu ise belli değildir. Babasının ismi; Hârise bin Zeyd’dir. Annesi’nin ismi ise bilimemektedir. Neseb silsilesi de şöyledir; Dahhâk bin Hârise bin Zeyd bin Sa’lebe bin Ubeyd bin Adiy bin Ğanm bin Kâ’b bin Selimetü’l-Ensâri el-Hazreci sonra Sülemi dir.
Advert
Advert
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak
03:12
Güneş
04:58
Öğle
12:31
İkindi
16:23
Akşam
19:55
Yatsı
21:33
Advert
 Yandex.Metrica