Advert
Advert
Bu haber 04 Ocak 2019 16:08:23 Tarihinde eklenmiştir. 316 Defa Okundu.

Cehcâh Bin Kays El-ğifari

Cehcâh bin Kays, el-Ğifari (r.a)’ın doğum tarihi ve vefat tarihi kesin olarak bilinmeyen, nesebi, annesinin adı, ve künyesi, âile bireyleri dahi bilinmemektedir. Kendisi ashâbı kirâmdandır. Mekke ile Medine arasında bulunan Ğifar kabilesine mensubdur. Babasının adının Kays veya Mes’ud olduğu da söylenmektedir. Cehcâh bin Kays el-Ğifari kendisinin Müslüman oluşunu şöyle anlatmaktadır:

Cehcâh Bin Kays El-ğifari

Cehcâh bin Kays, El-Ğifari (r.a)


 Baba Adı : Kays bin Said bin Sa’d.
 Anne Adı : Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri : Bilgi yok.
 Ölüm Tarihi ve Yeri : Bilgi yok.
 Fiziki Yapısı : Bilgi yok.
 Eşleri : Bilgi yok.
 Oğulları : Bilgi yok.
 Kızları : Bilgi yok.
 Gavzeler : Bilgi yok.
 Muhacir mi Ensar mı : Bilgi yok.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı : Rivayeti var, sayısı belli değildir.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti : Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu : Cehcâh bin Kays bin Said bin Sa’d bin Haram bin Ğifar el-Gifariy. O, Medine ehlinden di.
 Lakap ve Künyesi : Bilgi yok.
 Kimlerle Akraba idi : Hz.Ömerin Azadlı kölesidir.

Cehcâh bin Kays, el-Ğifari (r.a)’ın doğum tarihi ve vefat tarihi kesin olarak bilinmeyen, nesebi, annesinin adı, ve künyesi, âile bireyleri dahi bilinmemektedir. Kendisi ashâbı kirâmdandır. Mekke ile Medine arasında bulunan Ğifar kabilesine mensubdur. Babasının adının Kays veya Mes’ud olduğu da söylenmektedir. Cehcâh bin Kays el-Ğifari kendisinin Müslüman oluşunu şöyle anlatmaktadır:
Kendi kavmimden İslâmiyete girmek isteyen bir toplulukla beraber Medine’ye geldim. Resûlullâh (s.a.v), cemaâte akşam namazını kıldırıyor du. Namaz bitince ashâbı’na:
Herkes yanındaki adamı götürsün buyurdu.
Mescid’de Resûlullâh (s.a.v) ve benden başka kimse kalmadı. Ben iri ve uzun boyluydum, yanıma kimse gelmiyordu. Beni de Resûlullâh evine götürdü. Bana keçiden süt sağdı onu içtim. Yemek hazırladı onu da yedim. Bir tane daha sağdı onu da içtim. Bana böyle tam yedi keçiden süt sağdı. Hepsini de içtim.
Ümmü Eymen (r.a):
Allâh’ın Rasülü’nü bu gece aç bırakanı Allâh’da aç bıraksın dedi.
Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v):
Sus yâ Ümmü Eymen! O rızkını yedi. Bizim rızkımızı’da Allâh verir!”buyurdu. Sabah olunca gelip toplandılar. Herkes kendine yapılan ikramı anlatıyordu. Bende:
Bana yedi keçiden süt sağıldı hepsini içtim. Bir tencere yemek yapıldı. Onu da yedim dedim.
Ertesi günün akşamı Resûlullâh (s.a.v) ile beraber akşam namazını kıldık. Resûlullâh (s.a.v) yine:
Herkes misafirini götürsün buyurdu.
Mescid’de Resûlullâh (s.a.v), ve benden başka kimse kalmadı. Ben iri ve uzun boyluydum. Kimse beni götürmedi. Yine Resûlullâh (s.a.v) beni evine götürdü. Bir keçiden süt sağdı, onu içtim ve doydum.
Ümmü Eymen (r.a):
Yâ Resûlullâh! Bu, bizim dünkü misafirimiz değil mi dedi.
Resûlullâh (s.a.v)’de:
Evet dedi, ve devamla:
O, bu gece mü’min olarak yemek yedi. Dün kâfir olarak yemişti. Kafir yedi bağırsağını dolduruncaya kadar yer. Mü’min ise bir bağırsağını dolduruncaya kadar yer buyurdular.
Cehcah bin Kays’ın Hz.Ömer’in azadlısı olduğu da rivâyet edilir. Bunu teyid eden şu olay.
Hicretin beşinci yılı Şaban ayı, Miladi beş Ocak 627 yılın da, Beni Mustalık oğulları seferine Resûlullâh (s.a.v) ile katılmıştı. savaşın kaza-nılmasından sonra, Resûlullâh (s.a.v) Müreysi kuyusu başındaki orduğa-hında bulunduğu sırada idi, su yüzünden, Hz.Ömer’in, Beni Gifâr’dan, ücretle tutmuş olduğu seyisi, Cehcâh bin Kays el-Ğifâri ile Ensâr’dan, Beni Avf bin Hazrec’in müttefikı, Sinan bin Veberü’l-Cüheni ile niza’a düştüler. Kuyu’da ki suyun az olması sebebiyle, daha fazla su alabilmek için, acele etmeleri yüzünden, kuyuda kovaları birbirine dolaşınca, ikisi münakaşaya başladılar.
En sonunda, Cehcâh bin Kays el-Ğifari, elini kaldırıp Sinan’a vurdu. Cehcâh ona vurunca, Sinan’ın yüzünden kan akmaya başladı. Bunun üzerine, Sinan bin Veberü’l-Cüheni:
Yetişin yetişin Ey Ensâr cemaatı diyerek bağırdı.
Cehcâh bin Kays el-Ğifari de:
Yetişin yetişin! Ey Muhâcir cemaâtı!”diye bağırınca iki tarafta yetiştiler. Az kalsın büyük bir fitne kopacaktı öyle ki bazıları kılıçlarına sarıldılar. Fakat, ashâb’ı kirâm’ın ileri gelenleri olayı yatıştırmaya çalış-tılar. Resûlullâh (s.a.v) hemen oraya geldi. Ve:
Nedir bunların halleri dertleri  diye sordu
Ensâr’dan bazıları:
Yâ Resûlallâh! Cehcâh bin Kays el-Ğifari, adamımıza vurdu
Muhâcirlerden bazıları ise:
Hayır yâ Resûlallâh! Sinan adamımıza şöyle şöyle dedi deyip tartışırlarken, Resûlullâh (s.a.v) de:
Bırakın şu câhilliye davasını! Çünkü o, bir murdarlık, ve kötülüktür. Câhilliye davası güden Cehenneme atılmış olur buyurdular.Yâ Resûlallâh! Oruç tutsa, Namaz kılsa, ve Müslüman olduğunu söylesede mi cehenneme atılır diye soruldu.
Resûlullâh (s.a.v):
Evet! Oruç tutsa da, Namaz kılsa da, ben Müslüman’ım dese’de, Cehenneme atılır buyurdular.
Bundan sonra dava hoşluğa bağlandı. Ancak biri vardı ki hiç hoşnud ve memnun değildi. Baş münafık Abdullah İbn-i Selül şöyle demişti.
Ey Ensâr, Evs ve Hazreç oğulları! Ben, size Sinan bin Veberü’l- Cuheniye yardımcı olmanızı tavsiye ederim. Ne duruyorsunuz diyerek ortalığı kızıştırmaya çalıştı bu kadar da kalmayıp yanındakilere:
Ben, bu muhacirleri Medine’ye kabul etmeyin demedim mi Onlar yüzünden başımıza neler geldi. Siz onların uğru sıra ölüp evlatlarınızı yetim ettiniz. Mallarınızı paylaştınız yurdunuzu yuvanızı peşkeş çektiniz. eskilerin dediği gibi derim.
Besle semirt köpeği yesin seni
Fakat, onlara yardım etmeyiniz nafaka, zekat sadaka vermeyiniz ki onlar etrafınızdan dağılıp gitsinler. Fakat Medine’ye hele bir dönelim o zaman aziz olanlar zelil olanları oradan sürüb çıkaracaktır dedi.
Bunu duyan Zeyd bin Erkam durumu Resûlullah (s.a.v)’e bildirince İbn-i Selül söylemedim deyip yemin etti.
Hz.Ömer (r.a):
Yâ Resûlallâh! Emret, şu adamı öldürelim veya onu Muhammed bin Mesleme’ye emret o öldürsün
Resûlullâh (s.a.v):
Hayır yâ Ömer O zaman Muhammed Ashabını öldürtüyor demezler mi
Cehcâh bin Kays el-Ğifari (r.a)’ın Hudeybiye andlaşmasına katılarak Bey’atı Rıdvan’a katılıp Rıdvan Ashabından olduğu da söylenir.
Abdullah İbn-i Ömer (r.a)’der ki:
Cehcâh el-Gıfâri, minberde hutbe okumakta olan Osman (r.a)’a isyan etti. Hz.Osman’ın elindeki asayı alarak dizine vurdu. Osman (r.a)’ın dizi yaralandı. Asa kırıldı. Aradan bir sene geçmeden, Allâh, Cehcâh’ın elinde bir siğil peydâ etti. Cehcâh bu yüzden öldü.Bu konuda bir diğer rivâyet de şöyle denir:
Cehcâh el-Gıfârî, Hz.Osman’a isyan eden isyancılar ile isyan etti. Hattâ Hz.Osman (r.a)’ın elindeki değneği alarak onun dizine vurdu, değ-neği kırdı. Bunun üzerine orada bulunan Müslümanlar Cehcâh’a bağırdılar. Hz.Osman minberden inerek evine girdi. Allâh Cehcâh’ın dizinde bir yara peydâ etti. Aradan bir sene geçmeden, bu yara sebebiyle Cehcâh bin Kays el-Ğifâri öldü.
Cehcâh bin Kays’ın tabakat kitablarında anlatıldığına göre bir ğün Hz.Osman (r.a)’ın minberde hutbe okurken bilinmeyen bir sebeble dayan-dığı bastonu alıp sağ dizinde kırmış, kırılan bastonun kıymığı dizine batmış ve bundan sonra kemik erimesi hastalığına tutularak Hz.Osman’ın şehid edilmesinden birkaç ay sonra vefat etmiştir, denilir.
Atâ bin Yesâr, ve Süleyman bin Yesâr ile Abdullah bin Ömer’in âzadlısı Şeyh Nâfi’in ondan hadis rivayet ettikleri söyleniyor ise de İmam Bûhâri (r.a), bunun doğru olmadığını kaydetmektedir. İmam Tirmizi onun Resûlullâh’dan hadis rivayeti bulunduğunu söylemektedir.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.


Etiketler
Yorum Yap
Biyografi
Sahabe Dü’sûr Bin El-hâris
Sahabe Dü’sûr Bin El-hâris
Ğatafan kabilesinin reisi olub uzun künyesi Dü’sûr bin el-Hâris bin Muhârib, kendisi Ğavres el-Ğatafani diye tanınırdı. Bazı kaynaklarda Beni Muhârib’e nisbetle Muhâribi diye de anılır. Hicretin 3. yılı Rebiülevvel ayı Miladi 624-625 yılının ilk ayında Ğatafân Kalibesinin Beni Sa’lebe ve Beni Muhârib kollarına mensub bazı yağmacılar.
Sahabe Dâvûd Bin Urve Bin Mes’ûd
Sahabe Dâvûd Bin Urve Bin Mes’ûd
İslâm tarihinde iki tane çok meşhur Urve bin Mes’ûd adında sahabi vardır. Bunlardan biri Urve bin Mes’ûd el-Ğifâri, diğeri ise meşhur Urve bin Mes’ûd es-Sekafi dir. İşte anlatmaya çalışacağımız sahebe Dâvûd bin Urve (r.a), böyle önemli bir zatın oğludur.
Sahabe Dubâa Bint-i Zübeyr Bin Abdülmuttalib
Sahabe Dubâa Bint-i Zübeyr Bin Abdülmuttalib
Dubâa bint-i Zübeyr bin Abdülmuttalib (r.a) Resûlullâh (s.a.v)’ın amcası Zübeyr’in kızı olub sahâbiden meşhur Mikdâd bin Esved’in eşidir. Mekke doğumludur ancak hangi tarihte doğduğu belli değildir. Mikdad bin Esved ile olan evliliğinden Abdullah ve Kerime isminde iki çocukları vardı.
Sahabe Dırâr Bin Hattâb
Sahabe Dırâr Bin Hattâb
Dırâr bin Hattâb, bin Mirdâs, el-Kureyşi şair bir sahâbi idi. Babası Hattâb, Kureyş kabilesinin bir kolu olan Beni Fihr’in reisiydi. Kendisi de Kureyş’in en iyi şairi ve cengâveri sayılırdı. İslâmiyetten önce meydana gelen Ficâr Savaşı’nda Beni Fihr’lerin bayraktarlığını yapmıştı
Sahabe Dırâr Bin Ezver
Sahabe Dırâr Bin Ezver
Ebû’l-Ezver Dırâr, bin Mâlik, bin Evs, el-Esedi. Şair ve cengâver bir sahâbidir. Ebû Bilâl künyesiyle de anılmaktadır. Babası Mâlik bin Evs, “Eğri boyunlu”anlamına gelen Ezver lakabıyla tanındığı için o da Dırâr bin Ezver diye şöhret bulmuştu
Dımâm Bin Sa’lebe
Dımâm Bin Sa’lebe
Resûlullâh (s.a.v)’ın süt annesi Hz.Halime’nin kabilesi olan Sa’d bin Bekir’ler bazı kaynaklara göre; Hicretin 9. Miladi 630-631 yılında, bazı kaynaklara göre ise; Hicretin 5. Miladi 626-627 veya Hicretin 7. Miladi 628-629 yıllarında Dımâm bin Sa’labe başkanlığında bir heyeti Medine’ye Resûlullâh (s.a.v)’e elçi olarak gönderdiler.
Damre Bin Sa’lebe El-behzi
Damre Bin Sa’lebe El-behzi
Damre bin Sa’lebe el-Behzi, es-Sülemi’dir. Onun Resûlullâh (s.a.v) ile sohbeti vardır. Resûlullâh (s.a.v)’den sonra Şam’a veya Humus’a yer-leşmiştir. Hadisini Şamlılar rivayet etmiştir. Şöyle ki: Ahmed bin Hanbel ve Beğavi, Yahya bin Cabir tarikiyle Damre bin Sa’lebe’den şöyle rivayet ettiler. Resûlullâh (s.a.v)’e sırtında Yemen elbiselerinden iki elbise bulunduğu halde geldi. Resûlullâh (s.a.v) ona şöyle dedi:
Dahhâk Bin Süfyan Bin Avf
Dahhâk Bin Süfyan Bin Avf
İslâm tarihinde iki tane Dahhâk bin Süfyan vardır. Bunların farkı şudur. Birisi, Dahhâk bin Süfyan bin el-Hâris es-Sülemi dir. Diğeri ise; bizim anlatacağımız, Dahhâk bin Süfyan bin Avf el-Âmiri el-Kelbi’dir. Bu zat kahramanlığıyla tanınan bir sahabidir. Kilâb Oğulları’ndan olub Medine köylerinden birinde yaşardı
Dahhâk Bin Kays Bin Hâlid
Dahhâk Bin Kays Bin Hâlid
Dahhâk bin Kays bin Hâlid’ın hayatının ilk dönemleri hakkında kaynaklarda yeterli bilgi yoktur. Kaç tarihinde doğmuş olduğu bilinmemektedir. Ancak genel görüş, onun Resûlullâh (s.a.v)’ın vefatından altı veya yedi yıl önce Miladi 625-26 yıllarında doğduğu yolundadır.
Dahhâk Bin Hârise
Dahhâk Bin Hârise
Dahhâk bin Hârise (r.a), Medine doğumludur. Ancak hangi tarihte doğduğu ise belli değildir. Babasının ismi; Hârise bin Zeyd’dir. Annesi’nin ismi ise bilimemektedir. Neseb silsilesi de şöyledir; Dahhâk bin Hârise bin Zeyd bin Sa’lebe bin Ubeyd bin Adiy bin Ğanm bin Kâ’b bin Selimetü’l-Ensâri el-Hazreci sonra Sülemi dir.
Cüâyl Bin Süraka
Cüâyl Bin Süraka
Kaynaklarda adı Cüâyl, Cuâl, Ciâl, veya Cûffal gibi farklı şekillerde geçmektedir, genlellikle onun ismi, Cüâyl bin Süraka el-Damri, veyahutta Cüâyl bin Süraka el-Ğifari olarak geçmektedir.
Cüveyriye Bint-i Hâris Bin Ebî Dırâr
Cüveyriye Bint-i Hâris Bin Ebî Dırâr
Cüveyriye bint-i Hâris bin Ebi Dırâr (r.a) validemiz, takriben Miladi 605. yılda, Nübüvvetten beş yıl önce, Müreysi Kuyusu denilen Mekke ile Medine arasında ki Beni Mustalık Oğulları yurdunda dünyaya ğelmiştir
Advert
Advert
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak
06:03
Güneş
07:29
Öğle
12:43
İkindi
15:20
Akşam
17:44
Yatsı
19:03
Advert
 Yandex.Metrica