Ekonomi

Gelir Dağılımındaki Eşitsizlik 2017’nin En Büyük Riski

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde 700 uzmandan gelen katkılar ışığında hazırlanan 2017 Küresel Risk Raporunda, 2017 yılı için ekonominin en önemli riskinin, artan gelir ve refah eşitsizliği olduğu belirtildi.

Davos’un bu yılki gündeminde ekonomik büyümeyi canlandırmanın yanında artan gelir adaletsizliğinden dördüncü sanayi devrimine ve iklim değişimine kadar bir dizi önemli küresel sorun bulunuyor.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde 700 uzmandan gelen katkılar ışığında hazırlanan “2017 Küresel Risk Raporunda” toplumlardaki eşitsizliğin ve kutuplaşmanın artmasının, eğer ana sorunları gidermek için acil eylem yapılmazsa küreselleşmenin tersine dönmesine neden olabileceği ifade edildi.

Forum raporunda ayrıca robot ve yapay zekâ (AI) devriminin toplumsal bütünleşmeye yeni tehditler oluşturabileceği konusunda uyarıda bulunuldu.

Dünya Ekonomik Forumu, ortaya çıkan sorunlara çözüm bulmak için temel bir kapitalizm reformuna ihtiyaç duyulabileceğini öne sürüyor. Geçmişte ekonomik büyüme, çoğunlukla kapitalizmden hoşnutsuzluğun çözümü olmuştur ancak forum raporunda yalnızca ekonomik büyümenin değil, piyasa kapitalizmi reformunun yapılmasını gerektirebilecek nedenlerin birinin de “mevcut düzene karşı yükselen popülist ruh hali” olduğu iddia edilmektedir. Bu reform, piyasa kapitalizminde daha büyük bir dayanışmanın ve uzun vadeli düşüncenin teşvik edilmesi” gibi bir dizi hedefe odaklanmaktadır. Rapora göre 2017 için beş ana risk unsuru bulunuyor.

Artan gelir ve servet eşitsizliği

Raporda 2017 yılı için ekonominin en önemli riski, artan gelir ve refah eşitsizliği olarak belirtiliyor. Bununla birlikte, güncel veriler, ülkelerin hepsinde eşitsizlik artışı yaşandığı anlamına gelmediğini gösterdi. 1980’lerden bu yana üst gelire sahip yüzde 1’e giden gelirin payı İngiltere, ABD, Kanada, İrlanda ve Avustralya’da artarken Almanya, Fransa, Japonya ve İsveç’te böyle bir eğilim gözlenmedi. Diğer taraftan yeni teknolojilere yapılan yatırımlar, yüksek eğitimli ve daha iyi becerilere sahip işçilerin gelirini artırırken bunlarla ile vasıfsız çalışanlar arasındaki ücret farklılıklarını derinleştirmekte olduğu kaydedildi. Oxfam’ın yeni açıkladığı verilere göre, dünyada en zengin 8 kişinin malvarlığının, dünya nüfusunun yarısının malvarlığından daha fazla. Derinleşen eşitsizlik, demokratik siyasetin geleceğini de tehdit eder bir konuma geldiği ifade ediliyor. Bu durumun getirdiği hoşnutsuzluk buna karşı çözüm isteyen kitleleri uç siyasal tercihlere doğru yönelttiği ifade edildi.

İklim değişikliği

Raporda iklim değişikliği, 2017 yılında ekonomi için ikinci en büyük risk olduğu belirtildi. Bu yıl hükümetlerin, Paris’teki vaat ettikleri gerekli karbon emisyon kesintilerini yapması gerektiği ancak emisyonlardaki azalmanın küresel ısınmayı önlemek için yeterince hızlı olmadığına dikkat çekildi.

Toplumdaki artan kutuplaşma

Raporda, demokrasinin kendisinin de krizde olduğu belirtiliyor. Kamu ve özel kuruluşların politika yapıcıları ve yöneticileri, hem kültürel geçmişi, hem de gelirleri açısından seçmenlerden ayrıldığına vurgu yapılan raporda, post-gerçekçi haber medyası, yargı gibi anayasal kurumlara olan güvenini zayıflattığı değerlendirmesine bulunuldu. Kemer sıkma politikaları yaşlı, yoksul engelli gibi toplumun kırılgan kesimlerinin refah düzeyini düşürürken çok kültürlülük de milliyetçi eğilimlerin baskısına maruz kaldığı, tüm bu gelişmelerin toplumsal kutuplaşmayı güçlendirerek toplumsal çatışmaya zemin hazırladığı kaydedildi.

Artan siber bağımlılık

Raporda, toplumun teknolojik değişime ayak uydurmadığı konusunda uyarıda bulunuldu. 12 gelişmekte olan teknolojinin, yapay zekânın ve robotların en büyük potansiyel yararları olduğu fakat aynı zamanda en büyük olumsuz tehditleri içerdiği de belirtildi. Artan miktarda kritik altyapı, yalnızca bilgi teknolojileri genelinde değil, özellikle açık internete dayandığı, teknolojik dönüşümün büyük fayda sağladığı ancak siber saldırılar ile tahribat yaratmayı umut eden herkes için daha fazla fırsat sağladığı bildirildi.

Nüfusun yaşlanması

Gelişmiş dünyanın geri kalanı ve gelişmekte olan dünyanın büyük kısmında yaşlanan nüfus demografik kriz riskini yükselttiğine vurgu yapılan raporda, bakım sigortası da dahil olmak üzere refah programlarının ve emeklilik fonlarının finansmanı kamu borçlarının artmasına neden olduğu ifade edildi.

Editör Ramazan Cengiz

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı