Biyografi

Dımâm Bin Sa’lebe

Resûlullâh (s.a.v)’ın süt annesi Hz.Halime’nin kabilesi olan Sa’d bin Bekir’ler bazı kaynaklara göre; Hicretin 9. Miladi 630-631 yılında, bazı kaynaklara göre ise; Hicretin 5. Miladi 626-627 veya Hicretin 7. Miladi 628-629 yıllarında Dımâm bin Sa’labe başkanlığında bir heyeti Medine’ye Resûlullâh (s.a.v)’e elçi olarak gönderdiler.

Dımâm Bin Sa’lebe Kimdir?

Baba Adı : Sa’lebe es-Sa’di.
Anne Adı : Bilgi yok.
Doğum Tarihi ve Yeri : Bilgi yok.
Ölüm Tarihi ve Yeri : Hicri 6. Yılın Receb ayına rastlamaktadır.
Fiziki Yapısı : Gür saçlı iki örgülü sert bir mizaca sahibti.
Eşleri : Bilgi yok.
Oğulları : Bilgi yok.
Kızları : Bilgi yok.
Gavzeler : Bilgi yok.
Muhacir mi Ensar mı : Bilgi yok.
Rivayet Ettiği Hadis Sayısı : Bilgi yok.
Sahabeden Kim ile Kardeşti : Bilgi yok.
Kabile Neseb ve Soyu : Dımam bin Sa’lebe, Sa’d bin Bekir Oğulla-rından dır.
Lakap ve Künyesi : Bilgi yok.
Kimlerle Akraba idi : Bilgi yok.

Dımâm Bin Sa’lebe Hayatı:

Resûlullâh (s.a.v)’ın süt annesi Hz.Halime’nin kabilesi olan Sa’d bin Bekir’ler bazı kaynaklara göre; Hicretin 9. Miladi 630-631 yılında, bazı kaynaklara göre ise; Hicretin 5. Miladi 626-627 veya Hicretin 7. Miladi 628-629 yıllarında Dımâm bin Sa’labe başkanlığında bir heyeti Medine’ye Resûlullâh (s.a.v)’e elçi olarak gönderdiler. Dımâm bin Sa’lebe Medine’ye gelince devesini Mescid’in kapısı önünde çöktürdükten ve onun dizini bağladıktan sonra içeriye girdi. Resûlullâh (s.a.v)’de o sırada Mescid’de Ashâb-ı Kirâm ile birlikte oturuyordu.
 

Dımâm bin Sa’lebe Rivayetlere Göre:

Dımâm bin Sa’lebe güçlü kuvvetli başının saçı iki yanından sarkmış bir adamdı. Dımâm bin Sa’lebe Mescid’de Ashâbıyla birlikte oturmakta olan Resûlullâh (s.a.v)’ın yanına kadar ilerleyip baş ucuna dikildi ve:
Abdulmuttalib’in oğlu hanginizdir diye sordu.
Ashâb-ı Kirâm:
Şu dayanmış oturan ak benizli zattır dediler.
Resûlullâh (s.a.v):
Abdülmuttalib’in oğlu benim buyurdu.
Dımâm bin Sa’lebe:
Muhammed sen misin
Resûlullâh (s.a.v):
Evet benim
Dımâm bin Sa’lebe:
Ey Abdülmuttalib’in oğlu dedi:
Resûlullâh (s.a.v)’de:
Evet dinliyorum
Dımâm bin Sa’lebe:
Ben, Sana, bazı şeyler soracağım, soracağım şeylerde de sana karşı biraz katı ve kaba davranabilirim. Sakın, incinmiyesinn dedi.
Resûlullâh (s.a.v)’de:
Hayır hayır incinmem istediğini sor buyurdu.
Dımâm bin Sa’lebe:
Yâ Muhammed! Elçin bize gelib, Allâh’ın Seni Peygamber olarak bizlere göndermiş, olduğunu iddia etti. Ne buyurulur doğru mu dedi.
Resûlullâh (s.a.v):
Doğru söylemiş buyurdu.
Dımâm bin Sa’lebe:
Gökleri kim yarattı diye sordu.
Resûlullâh (s.a.v):
Allâh buyurdu.
Dımâm bin Sa’labe:
Yerleri kim yarattı
Resûlullâh(s.a.v):
Allâh buyurdu.
Dımam bin Sa’labe:
Şu, dağları diken, ve onlarda olanları yaratan kimdir
Resûlullâh (s.a.v):
Allâh, and olsun ki, Allâh yarattı buyurdular.
Dımâm bin Sa’lebe:
O halde, gökleri yaradan yerleri yaradan ve şu dağları diken senin İlâh’ın senden öncekilerin ve senden sonra gelecek olanların İlâhları adına sana and veriyorum. Seni, gerçekten de bize, Allâh’mı gönderdi
Resûlullâh (s.a.v):
Evet Allâh gönderdi buyurdu.
Dımâm bin Sa’lebe:
Senin İlah’ın, Senden öncekilerin, ve Senden sonrakilerin İlahları adına, Sana, yemin ettiriyorum, Atalarımızın birlikte tapmış oldukları putlar dan ayrılıb, hiçbir şeyi şerik koşmaksızın, yalnız kendisine ibadet
etmemizi bize emr etmeni sana Allâh’mı emretti diye sordu.
Resûlullâh (s.a.v) :
Evet buyurdular.
Dımâm bin Sa’lebe:
Senin elçin, gündüzümüzde ve gecemizde bize beş vakit namazın farz kılındığını söylemiş olduğunu söyledi. Ne buyurulur dedi.
Resûlullâh (s.a.v):
Evet doğru söylemiş buyurdu.
Dımâm bin Sa’lebe:
Senin İlâh’ın, Senden öncekilerin ve Senden sonrakilerin ilahları adına sana and veriyorum, beş vakit namaz kılmamızı Sana Allâh’mı emr etti diye sordu.
Resûlullâh (s.a.v):
Evet buyurdu.
Dımâm bin Sa’lebe:
Senin elçin, mallarımızda bir Zekât vergisinin üzerimize farz kılındığını söylemiş olduğunu söyledi. Ne buyurulur diye sordu.
Resûlullâh (s.a.v):
Evet doğru söylemiş buyurdu.
Dımâm bin Sa’lebe:
Seni, Resül olarak gönderen adına and veriyorum. Allâh aşkına şu sadakayı, zekâtı zenginlerimizden alıp da, fakirlerimize dağıtmayı Sana, Allâh’mı emretti diye sordu.
Resûlullâh (s.a.v):
 Evet buyurdu.
Dımâm bin Sa’lebe:
Senin elçin sene içinde Ramazan ayı orucunun üzerimize farz kılındığını söyledi. Ne buyurulur diye sordu.
Resûlullâh (s.a.v):
Doğru söylemiş buyurdular.
Dımam bin Sa’lebe:
Seni, Râsül olarak gönderenin adına and veriyorum, bunu, Sana Allâh’mı emr etti diye sordu.
Resûlullâh (s.a.v):
Evet buyurdu.
Dımâm bin Sa’lebe:
Senin elçin yoluna gücü yetene, Beytullâh-ı Hacc etmek gerektiğini de bize söyledi. Ne buyurulur diye sordu.
Resûlullâh (s.a.v):
Doğru söylemiş buyurdu.
Dımâm bin Sa’lebe:
Seni, Râsül olarak gönderenin adına and veriyorum, bunu Sana Allâh’mı emr etti diye sordu.
Resûlullâh (s.a.v) :
Evetbuyurdu.
Dımam bin Sa’lebe:

Allâh’dan ğayri İlah bulunmadığına ve Muhammed’in Resûlullâh olduğuna şehâdet ederim. Ben, bu farzları yerine getireceğim. Beni nehy ettiğin şeylerden de uzak duracağım. Ben, bundan ne bir fazla ne de bir eksik yaparım dedi
Resûlullâh (s.a.v) İslâm dininin yasakladığı ve sakınılması gereken ahlaki kötülükleri ona açıklayınca, Dımâm bin Sa’lebe (r.a):
Biz, zaten onlar’dan câhiliyet devrinde de sakınır, uzak dururduk. Ben, Senin, Allâh’dan getirdiklerine İman ettim. Gerimdeki kavmimden olanlara da elçi benim. Ben, Sa’d bin Bekir Oğulları’nın kardeşi Dımâm bin Sa’lebe’yim dedi.
Dımâm bin Sa’lebe dönüp giderken,
Resûlullâh (s.a.v):
Adam anlayış gösterdi. İki yanından sarkık saçlı sözünde durur sadık çıkarsa Cennete girdi gitti demektir buyurdular.
Hz.Ömer (r.a):
Ben, Dımâm bin Sa’lebe’den daha güzel, ve daha özlü soru soran bir kimse görmemişimdir demiştir.
Abdullah bin Abbas (r.a)’da:
Biz, Dımâm bin Sa’lebe’den daha üstün bir elçi gelmiş olduğunu işitmedik demiştir.
Dımâm bin Sa’lebe devesinin diz bağını çözdükten sonra üzerine atlayıp kavminin yanına vardı. Sa’d bin Bekir Oğulları kabilesi Dımâm bin Sa’lebe’nin başına toplandılar.
Dımâm’ın onlara ilk sözü:
Lat ve Ûzza ne kötüdür demek oldu.
Sa’d bin Bekir Oğulları:
Ey Dımâm! Sen, onlara dil uzatmaktan vaz geç. Baras cüzzam hastalıklarına tutulmaktan, delirmekten sakın dediler.
 

Dımâm bin Sa’lebe (r.a) Şöyle Dedi:

Yazıklar olsun size! Vallâhi onlardan ne zarar ne de yarar gelir. Allâh bir Râsül göndermiş, ve kendisine tutunup kurtulacağınız bir Kitâb indirmiş bulunuyor Ben, şahidlik ederim ki, Allâh’dan ğayri ilah yoktur. Muhammed’de O’nun kulu ve elçisidir. Ben, O’nun yanından size emr ettiği ve yasakladığı şeylerle gelmiş bulunuyorum dedi.
O gün, Sa’d bin Bekir Oğulları’nın erkek ve kadın, hayatta bulunanlarından hiç biri geri kalmamak üzere, hepsi akşam olub güneş batmadan, Müslüman oldular. Sa’d bin Bekir Oğulları tapmakta oldukları putları hemen yok ettiler. Mescidler yaptılar ve, Namaz için ezanlar okuttular. 
Muhaddisler ve tarihçiler bu olaya büyük önem vermişler, tarihçiler müstakil başlıklar altında, hadisçiler de eserlerinin ilim, iman, namaz, zekât, oruç konularını ele alan bölümlerinde hadiseyi çeşitli rivâyetleriyle birlikte kaydetmişlerdir. Oldukça kalabalık bir topluluğun huzurunda cereyan eden karşılıklı bu samimi konuşma Ashab’ın ve halen Ümmet’in üzerinde silinmez izler bırakmıştır.
Nitekim, Hz.Ömer (r.a), Dımâm bin Sa’lebe’den daha veciz soru soran bir kimse görmediğini, Abdullah bin Abbas (r.a)’da Resûlullâh’a gelen elçiler içerisinde Dımâm’dan daha üstün birisinin bulunmadığını hayranlıkla söylemişlerdir.
Resûlullâh’ı tanıdıktan sonra ona yaklaştı ve:
Sana bazı şeyler soracağım ancak sorularımda biraz sert ve haşin davranacağım sakın alınıb incinmiyesin dedi.
Resûlullâh (s.a.v)’de ona; kesinlikle kırılmayacağını ve istediğini sorabileceğini söylemesi, o günlerde ashâbın iman esaslarını ilgilendiren hususlarda Resûlullâh’a soru sorması yasaklanmıştı. (Hucurat Sûresi’nin nazil olmasından sonra Resûlullâh’a olur olmaz soru sormak yasaklanmış idi sahabeler amellerinin ibtal olmasından kortukları sıralarda Dımâm bin Sa’lebe’nin Medine’ye gelib de bu tür soruları sert ve ciddi bir uslubla sorması sahabe’nin de oldukça dikkatlerini celb etmiştir) Bu sebeble onlar çöl halkından bazı kimselerin gelib Resûlullâh (s.a.v)’e bu konularda soru sormalarından hoşlanıyorlardı.
Resûlullâh (s.a.v)’den sonra Kûfe’de ikamet etmiştir. Dımâm bin Sa’lebe hakkında fazla bilgi yoktur.
Muhammed bin Ömer dedi ki:
“Onun vefatı, Hicri altıncı yılın Receb ayına rastlamaktadır.
Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı