Biyografi

Dahhâk Bin Süfyan Bin Avf

İslâm tarihinde iki tane Dahhâk bin Süfyan vardır. Bunların farkı şudur. Birisi, Dahhâk bin Süfyan bin el-Hâris es-Sülemi dir. Diğeri ise; bizim anlatacağımız, Dahhâk bin Süfyan bin Avf el-Âmiri el-Kelbi’dir. Bu zat kahramanlığıyla tanınan bir sahabidir. Kilâb Oğulları’ndan olub Medine köylerinden birinde yaşardı

Dahhâk Bin Süfyan Bin Avf Kimdir?

 Baba Adı : Süfyan bin Avf.
 Anne Adı : Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri : Bilgi yok.
 Ölüm Tarihi ve Yeri : Hz.Ömer devrinde vefat etti.
 Fiziki Yapısı : Bilgi yok.
 Eşleri : Bilgi yok.
 Oğulları : Bilgi yok.
 Kızları : Bilgi yok.
 Gavzeler : Bilgi yok.
 Muhacir mi Ensar mı : Bilgi yok.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı : 2 tane.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti : Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu : Dahhâk bin Süfyan bin Avf bin Kâ’b bin Ebi Bekir bin Kilâb bin Rebia bin Amr bin Sa’saa el-Amiriy el-Kilabiy.
 Lakap ve Künyesi : Ebâ Said.
 Kimlerle Akraba idi : Bilgi yok.

Dahhâk Bin Süfyan Bin Avf Hayatı:

İslâm tarihinde iki tane Dahhâk bin Süfyan vardır. Bunların farkı şudur. Birisi, Dahhâk bin Süfyan bin el-Hâris es-Sülemi dir. Diğeri ise; bizim anlatacağımız, Dahhâk bin Süfyan bin Avf el-Âmiri el-Kelbi’dir. Bu zat kahramanlığıyla tanınan bir sahabidir. Kilâb Oğulları’ndan olub Medine köylerinden birinde yaşardı. Necid’de yaşadığı da söylenir. İslâmiyeti kabul edince, Resûlullâh onu kavminden Müslüman olanlara reis, daha sonra da zekât toplama memuru âmili teyin etmişti. Beni Kilâbların Adnan’a kadar olan ataları şöyle sıralanır:
Beni Kilâb bin Rebia bin Amir bin Sa’saa bin Muaviye bin Bekir bin Hevazin bin Mansur bin İkrime bin Hasafa bin Kays’ı Aylan bin Mudar bin Nizar bin Maad bin Adnan. Beni kilabların yurdları Medine fedek ve Avali tarafındaki Dariyye Küleyb ve Rebeze korulukları iken sonradan Şam taraflarına geçmişlerdir. Dahhâk bin Süfyan beni Kilâblar-dan olup Medine kırında oturur Medinelilerden sayılırdı. Kendisi namlı baba yiğitlerdendi. Tek başına yüz süvariye denk tutulurdu.
Kılıcını sıyırıp Resûlullâh’i korumak için başı ucunda dikilirdi.
Mekke fethine, bazı kaynaklara göre ise Huneyn Savaşı’na 900 kişi ile katılan Süleym Oğullarına Resûlullâh (s.a.v):
Sizi yalnız başına 100 kişiye bedel olan birisiyle 1000 kişiye tamamlayayım mı demiş ve başlarına Dahhâk bin Süfyan’ı kumandan tayin etmiştir.
Hicretin 9. yılının Muharrem ayında Resûlullâh (s.a.v), onu beni Kilâblara göndermişti. Dahhâk bin Süfyan Beni Kilâbların içinde dolaşa-rak kendilerini Allâh’a ve Rasûlüne iman ve itaâta dâvet etmiş. Allâh’ın kitabını, ve, Resulünün Sünnetini anlatıb kendilerinin bunlara bağlanmalarını sağlamış. Zenginlerinden Zekatlarını toplayıb fakirlerine dağıtmıştı.
Hicretin 9. yılında Dahhâk bin Süfyan’dan sonra Medine’ye Beni Kilâblardan on üç kişilik bir heyet geldi. Kendileri Remle bint-i Hâris’in konağına indirilib ağırlandılar. Heyet içinde Lebid bin Rebia ile Cebbâr bin Sülme’de bulunuyordu. Ensâr’dan şair Kâ’b bin Mâlik ile Cebbâr bin Sülme arasında dostluk vardı. Kâ’b bin Mâlik onların geldiklerini işitince yanlarına vardı. Kendilerine:
Safâ geldiniz dedi.
Cebbâr’a hediye verdi ve ikrâmda bulundu. Beni Kilâb heyeti Kâ’b bin Mâlik ile birlikte Mescid’e gidib Resûlullâh (s.a.v)’in huzuruna girdi-ler. Resûlullâh (s.a.v)’i İslâm selâmıyla selâmladılar ve:
Dahhâk bin Süfyan gelib aramızda dolaşarak bizi Allâh’a imana davet etti. Bize, Allâh’ın kitâbını ve Resûlü’nün sünnetini anlattı. Bunlara göre hareket etmemizi emr etti. Bizde, Allâh’ın ve Resûlü’nün davet ve emirlerini kabul ettik. Dahhâk bin Süfyan zenginlerimizden zekatlarını toplayıp fakirlerimize dağıttı dediler.
Resûlullâh (s.a.v) Hicretin 9.yılının Rebiülevvel ayında Kilâboğullarının bir kolu olan Kuratalar üzerine askeri bir birlik saldı. Dahhâk bin Süfyanü’l-Kilâbi’yi de bu askeri birliğe kumandan tain etti. Mücahidler Kuratalara Lave Zücc’ünde rastladılar. Lave Zücc’ü Necid’de Dariye nahiyesinde Samman mevkiinde bir yerin adıdır. İslâm mücahidleri önce onları İslâmiyeti kabule dâvet ettiler. yanaşmayınca mücahidler onlarla çarpışmağa tutuştular ve onları bozguna uğrattılar.
Mücahidler arasında bulunan Asyad bin Seleme, babası Seleme bin Kurt’a Zücc’de bir su çukurunun üzerinde yetişti. Seleme at üzerinde bulunuyordu. Asyad babasını İslâmiyete dâvet etti ve kendisine eman verdi. Seleme ise, oğluna ve İslam dinine sövdü. Bunun üzerine Asyad babasının atının iki bacağına kılıçla vurdu. At arkası üzerine çöktüğü ve Seleme su çukurunun içine düştüğü zaman onu mücahidlerden birisi gelip öldürünceye kadar suyun içinde mızrağıyle tuttu bırakmadı babasını edebinden ötürü kendisi öldürmedi. Mücahidler Kurataların ele geçirebildikleri mallarını iğtinam ettiler.
Resûlullâh (s.a.v)’in kırmızı deri üzerine yazdırıp Abdullah bin Evsece ile gönderdiği İslâmiyete davet mektubunu alıp su kovasına yama yapmış olan Ri’yetüssuhaymi’nin dinlenen yayılan hayvanlarından hiçbir şey bırakmaksızın hepsini ele geçirdiler.
Ri’yetüssuhaymi ise çırıl çıplak atına atlayıp kaçtı. Beni Hilaller’den birisiyle evli bulunan kızının evine ulaştı. Riye’nin kızı da kızının kocası- da Müslüman olmuşlardı. Beni Hilallerın oturma yerleri Ri’yenin kızının evinin yanında idi. Ri’ye kızının evine arka taraftan girdi. Kızı onu çırıl çıplak görünce giymesi için üzerine bir elbise attı ve ona:
Sana ne oldu diye sordu.
Ri’ye:
Daha ne olacak Babanın başına her kötülük geldi. Kendisine, ne dinlenen, ne yayılan bir hayvan, ne ev halkı, ne de bir mal bırakıldı. Hepsi elinden alındı dedi.
Kızı ona dedi ki:
Sen İslâmiyete dâvet edilmiştin ne diye Müslüman olmadın
Ri’ye:
Kocan nerede diye sordu.
Kızı:
Develerin yanındadır dedi.
Develerin yanından gelen damadı Ri’ye’ye:
Sana ne oldu diye sordu.
Ri’ye:
Daha ne olacak Başıma her kötülük geldi. Kendime, ne dinlenen, ne yayılan, bir hayvan, ne ev halkı, ne de bir mal bırakıldı. Hepsi elimden alındı Ben, ev halkım, ve mallarım askerler arasında bölüşülmeden önce Muhammed’in yanına yetişmek istiyorum dedi.
Damadı:
Binek hayvanımı al. Ona binib git dedi.
Ri’ye:
Senin binek hayvanın bana gerekmez dedi.
Yaylım develerinden iki yaşında olan bir deve tuttu. Yolculuk için gereken azığı ve suyu aldı. Üzerindeki elbisesiyle yüzünü bürüdüğü zaman arkası açıldı. Arkasını bürüdüğü zaman da yüzü açıldı. Tanınmak istemiyordu. Ri’ye Medine’ye geldi. Devesinin dizini bağladı.
Resûlullâh (s.a.v), sabah namazını kıldırdığı sıralarda Resûlullâh’ın yanına doğru varıb hizasında durdu. Resûlullâh (s.a.v) namazı kıldırınca:
Yâ Resûlallâh Ellerini uzatta sana bey’at edeyim dedi.
Resûlullâh (s.a.v) elini ona doğru uzattı. Ri’ye, elini, Resûlullâh’ın eline koyup bey’at etmek istediği zaman geri çekti ve bunu üç kerre yaptı. Üçüncü yapışında Resûlullâh (s.a.v):
Sen kimsin diye sordu.
Ri’ye:
Ri’yetüssuhaymiyim dedi.
Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v), hemen onun kolunu tutup yukarı kaldırdıktan sonra:
Ey Müslümanlar cemaatı Bu, kendisine İslâm’a dâvet için, yazı yazmış olduğum Ri’yetüssuhaymi dir ki yazımı alıp kovasına yamamıştı Şimdi ise Müslüman olmaya ve kendisinden alınmış bulunanları dilemeye gelmiştir buyurdu.
Ri’ye dedi ki:
Yâ Resûlallâh Âilem, malım, çocuklarım baskına uğratılmıştır
Resûlullâh (s.a.v):
Malların bölüştürülmüş bulunuyor. Eğer, malların Müslümanlar arasında bölüştürülmeden önce gelib yetişmiş olaydın, yetiştiğin malı geri almaya layık ve müstehak olurdun. Ev halkına gelince onlardan kimi bulursan al götür buyurdular.
Ri’ye gitti, Ri’yenin oğlu hayvanı görünce tanımış, onun yanında dikilmiş duruyordu. Ri’ye hemen Resûlullâh (s.a.v)’in yanına döndü:
İşte bu benim oğlum dedi.
Resûlullâh (s.a.v):
Yâ Bilâl Onunla birlikte git bu senin baban mıdır diye sor. Eğer, evet derse onu Ri’ye’ye teslim et buyurdu.
Bilâl-i Hâbeşi oğlanın yanına gitti. Ona:
Bu senin baban mıdır diye sordu. Oğlan:
Evet deyince Bilâl-i Habeşi hemen Resûlullâh’ın yanına döndü:
Yâ Resûlallâh Ben, efendisi için böyle göz yaşı döken bir kimse görmemiştim dedi.
Resûlullâh (s.a.v):
Bunlar çöl Arablarının önde ve ileri gidenleridir buyurdu.
Resûlullâh (s.a.v) tarafından verilen ölüm cezalarını yerine getiren ve Resûlullâh (s.a.v)’ın korunması işinde de görev alan Dahhâk bir çok zaman O’nun başı ucunda yalın kılıç nöbet tutardı. Resûlullâh (s.a.v)’e bürde adında sağmal bir deve hediye etmişti.
 

Ümmü Seleme validemiz:

İki deve kadar süt veren bu hayvandan daha verimli bir deve hiç görmedim der.
Dahhâk bin Süfyan, Resûlullâh (s.a.v)’e baldızıyla veya kızı Fâtıma ile evlenmesini teklif ettiği, Resûlullâh’ın onu nikahına aldığı fakat zifaf olmadan boşadığı da rivâyet edilmektedir. Ancak bu konudaki rivâyetlerin ihtilaflı olduğunu da bildirelim.
Said bin Müseyyeb ve Hasan-ı Basri Dahhâk bin Süfyan’dan hadis rivâyet etmişlerdir. Dahhâk’dan rivâyet edilen iki hadis’den diyetle ilgili olanı el-Muvatta, el-Müsned, Ebû Davud, İbn-i Mâce, ve Tirmizi’de yer almıştır. Buna göre hilafeti zamanında Hz.Ömer (r.a), öldürülen bir adam-ın diyetini hanımının alamayacağı kanaatinde olduğunu söyleyerek bu konuda sahabilerin bilgisine başvurmuş, Dahhâk’de Resûlullâh (s.a.v)’ın kendisine bir mektub yazarak yanlışlık sonucu öldürülen Eşyem ed-Dıbâbi’nin hanımına diyetinden pay verilmesini emrettiğini belirtmiş, Hz.Ömer’de kanaatinden vazgeçerek bu rivâyete göre haraket etmiştir.
Bazı kaynaklarda Dahhâk bin Süfyan’ın mürtedlerle yapılan savaş-larda Hicri 11. Miladi 632 yılında şehid olduğunu söylerler. Ancak, yukarıda nakledilen diyet olayına bakılırsa onun Hz.Ömer döneminde vefat ettiğine dair rivâyetin daha sağlıklı olduğu anlaşılıyor.
Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı